Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Küresel ısınmayla mücadelenin ‘kalbinde’ enerji sektörü yer alıyor!

Uluslararası Enerji Ajansı’nın ‘Enerji/İklim Haritasını Yeniden Çizmek’ başlığı ile yayınladığı Dünya Enerji Görünümü Özel Raporu’nda, iklim değişikliğini yaratan sera gazı emisyonlarının tek başına en büyük kaynağının ‘enerji sektörü’ olduğu vurgulanıyor.





enerji_ajansiUluslararası Enerji Ajansı, Dünya Enerji Görünümü Özel Raporu’nu “Enerji/İklim Haritasını Yeniden Çizmek” üst başlığı altında yayımladı. Halihazırda dünyanın, hükümetlerin üzerinde anlaşmaya vardığı “ortalama küresel sıcaklıktaki uzun vadeli artışı 2°C ile sınırlama” hedefine götüren yolda ilerlemediğine dikkat çekilen raporda, küresel sera gazı emisyonlarının hızla arttığı, bunun sonucu olarak Mayıs 2013’te atmosferdeki karbondioksit miktarının “birkaç yüzbin yıldır ilk kez” 400 ppm (milyonda 400 parçacık) sınırını geçtiği vurgulanıyor. (Tarih öncesi dönemde karbondioksit miktarındaki artışlar doğal nedenlerle oluşuyor, her 5-10 ppm’lik artış, şimdikinden farklı olarak, yüzbinlerce yıla yayılıyordu.)
Küresel sıcaklık artışını 2°C’de sınırlama hedefinin tutturulmasını - mevcut şartlar altında son derece zor olsa da - teknik olarak hala mümkün gören Uluslararası Enerji Ajansı, “fosil yakıtlara dayalı küresel enerji tüketiminin %80’den fazlasını gerçekleştiren ve sera gazı emisyonlarının üçte ikisinden sorumlu olan” enerji sektörünün bu mücadelenin “kalbinde” yer aldığının altını çiziliyor. 2°C hedefini gerçekleştirme şansını korumak için, yeni bir uluslararası iklim anlaşmasının yürürlüğe gireceği 2020 yılından önce yoğun eylem gerektiğini belirten Uluslararası Enerji Ajansı, izlenmekte olan politikalarla devam edilmesi halinde uzun vadeli ortalama sıcaklık artışının (sanayi öncesi döneme göre) 3.6 °C ile 5.3 °C arasında olma olasılığının yüksek olduğunu saptanıyor.

CO2 EMİSYONUNDA %1.4’LÜK ARTIŞ
Raporda kimi ülkelerdeki olumlu gelişmelere rağmen enerji sektörü bağlantılı küresel karbondioksit emisyonlarının 2012 yılında %1.4’lük bir artışla 31.6 Gt (gigaton) seviyesine yükseldiği ifade ediliyor. 2000 yılında küresel emisyonların %45’inden sorumlu olan OECD harici ülkelerin şimdilerdeki sorumluluk payı %60’a ulaşmış… Bu gidişe “dur” denebilmesinde enerji sektörünün kilit öneme sahip olacağı vurgusundan sonra raporda şu değerlendirmelere yer veriliyor:
“2012 yılında küresel karbondioksit emisyonlarında yaşanan artışa en büyük katkıyı Çin yaptı. Ancak Çin’in sera gazı emisyonlarındaki artışın, yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştırması ve enerji yoğunluğunda kaydettiği önemli gelişmelere bağlı olarak, son on yılın en düşük seviyelerinden birine denk düştüğü de unutulmamalı. ABD’de elektrik üretiminde kömürden doğal gaza geçişin yol açtığı değişim, sera gazı emisyonlarının 200 milyon ton azalmasına ve ülkenin 1990’lar ortasındaki emisyon seviyelerine geri dönmesine yardımcı oldu. Avrupa’nın emisyonları da kömür kullanımındaki artışa rağmen, ekonomik küçülme ve yenilenebilir kaynak kullanımındaki artış sonucunda 50 milyon ton azaldı. Fukuşima sonrası nükleer enerjiye dayalı elektrik üretimini azaltan, onun yerini fosil yakıt kullanımıyla doldurmaya çalışan Japonya’da ise, enerji verimliliğini geliştirme çabalarının yeterince ‘dengeleyici’ olamaması nedeniyle 2012 yılı emisyonlarında 70 milyon tonluk bir artış yaşandı. Enerji sektörüyle bağlantılı küresel sera gazı emisyonlarının 2020 yılında - mevcut politikaların eksiksiz uygulanması halinde bile - 2°C hedefine ulaşmak için gerekli düzeyden yaklaşık 4 Gt (gigaton) karbondioksit eşdeğeri daha fazla olacağı tahmin ediliyor. Sadece bu bile, 2°C hedefine erişmek için karşı karşıya olunan zorluğun boyutu hakkında fikir vermeye yetiyor.”

2°C İÇİN 4 POLİTİKA ÖNERİSİ
Uluslararası Enerji Ajansı, sera gazı emisyonlarını ve iklim değişikliği etkilerini sınırlamaya yönelik hazırladığı bu özel raporda, kilit öneme sahip gördüğü enerji sektörüne yönelik 4 politika önleminin dünya çapında uygulamaya konmasını öneriyor. “2 oC hedefini canlı tutabilmek için” uygulanması önerilen bu politikaların hiçbir net ekonomik maliyet oluşturmayacağı, sera gazı emisyonlarını 2020 yılına kadar, 2 °C hedefi kapsamında gerekli emisyon azaltımının %80’i oranında, yani 3.1 Gt (gigaton) karbondioksit eşdeğeri azaltabilecek güçte oldukları özellikle belirtiliyor.  Raporda, “Bu gelişme de hem 2015’te Paris’te yapılacak Taraflar Konferansı öncesi sürmekte olan iklim görüşmeleri için çok değerli bir zaman kazanımı olacak, hem de beklenen uluslararası anlaşmanın uygulanması için gerekli ulusal politikaların devreye alınmasını kolaylaştıracaktır” deniyor.
Uluslararası Enerji Ajansı, “2°C için 4 Politika” başlığı altında sıraladığı önerilerin mevcut teknolojilere dayandığını, birçok ülkede zaten uygulanmış ve kanıtlanmış çözümler olduğunu ve geniş ölçekli uygulamada herhangi bir ülke veya bölgenin ekonomik gelişimine zarar verme riski taşımadığını özellikle not düşüyor. 2020 yılına dek enerji sektörü emisyonlarında (daha ileri eylemlere köprü oluşturacak) anlamlı azaltımlar sağlayacağını düşündüğü önerilerini Uluslararası Enerji Ajansı şöyle sıralıyor:
1- Özgün enerji verimliliği önlemlerinin hayata geçirilmesi (emisyon tasarrufunun %49’u),
2- Kömür yakıtlı, düşük verimli elektrik santrallerinin kullanımının ve yapımının sınırlanması (emisyon tasarrufunun %21’i),
3- Petrol ve gaz üretiminde metan (CH4) emisyonlarının minimize edilmesi (emisyon tasarrufunun ’i),
4- Fosil yakıt tüketimine yönelik teşviklerin (aşama aşama) yürürlükten kaldırılmasına hız verilmesi (emisyon  tasarrufunun ’si) .

TASARRUFUN YAKLAŞIK %60’I İNŞAATTA
1- Enerji verimliliğine yönelik önlemler, enerji tüketimiyle bağlantılı küresel emisyonlarda 2020 yılına kadar 1.5 Gt düzeyinde bir azaltım sağlayacaktır ki bu da Rusya’nın emisyonlarına yakın bir miktardır. Enerji verimliliği politikası şu enstrümanları içerir: Binalarda aydınlatma sistemlerine, yeni ısıtma ve soğutma ekipmanlarına, taşımacılık sektöründe yol araçlarına, endüstride motor sistemlerine yönelik enerji performans standartları. Küresel ölçekte emisyonlarda sağlanabilecek tasarrufun yaklaşık %60’ı inşaat sektöründen geliyor. Enerji verimliliğini sağlamaya yönelik politikaların zaten var olduğu Avrupa Birliği, Japonya, ABD ve Çin gibi ülkelerde bu politikaların güçlendirilmesi veya genişletilmesi gerekir. Diğer ülkelerin ise bu politikaları acilen uygulamaya koymaları gerekiyor. Bu önlemlerin etkin şekilde uygulanması önündeki engelleri kaldırma konusunda tüm ülkelerin destekleyici çaba ve düzenlemelerine ihtiyaç var. Gerekli ek küresel yatırım 2020 yılında 200 milyar dolara ulaşacak; ancak bunun daha fazlası, azaltılmış yakıt faturaları ile telafi edilebilecektir.

2- Kömür yakıtlı yeni santrallerin artık inşa edilmeyeceğinin kesinleştirilmesi ve var olan düşük verimli kömür santrallerinin kullanımının sınırlanması, 2020 yılında emisyonları 640 milyon ton azaltacak, aynı zamanda yerel hava kirliliğinin önlenmesine de yardımcı olacaktır. Bu durumda bu tür santrallerin küresel ölçekte kullanımı, beklentinin dörtte birinden daha az olacaktır. Aynı süreçte yenilenebilir kaynaklara dayalı elektrik üretimi payının ise bugünkü %20 seviyesinden (2020 yılında) %27’ye çıkması öngörülmektedir. Verimsiz kömür santrallerinin rolünü azaltmaya yönelik politikalar - emisyon ve hava kirliliği standartları ve karbon fiyatları gibi - birçok ülkede zaten mevcut. “2°C için 4 Politika” senaryomuzda en büyük emisyon tasarrufunun büyük kömür santrallerine sahip üç ülkede; Çin, ABD ve Hindistan’da gerçekleşeceğini öngörüyoruz.

CH4 MİNİMİZE EDİLİRSE
SALINIMI YARI YARIYA AZALIR
3- Petrol ve doğal gaz üretim sürecinde atmosfere bırakılan metan (CH4) emisyonları minimize edildiği takdirde, 2020 yılında - şu anda beklenen seviyeye göre - neredeyse yarı yarıya azaltılmış olacaktır. 2010 yılında petrol ve doğal gaz upstream sektörünce atmosfere yaklaşık 1.1 Gt karbondioksit eşdeğeri metan bırakıldığı hesaplanıyor. Petrol ve gaz üretiminde delme ve yakma sırasında oluşan bu salımlar miktar olarak Nijerya’nın toplam doğal gaz üretiminin iki katına denk düşüyor. Atmosfere bu tür salımların azaltılması, CO2 emisyonlarının azaltılması konusunda etkili bir tamamlayıcı strateji anlamına da gelecek. Gerekli teknolojiler görece düşük maliyetle / kolayca bulunabilmekte, gerekli politikalar da – ABD’deki performans standartları gibi – bazı ülkelerde hayata geçirilmektedir. Metan emisyonlarıyla ilgili en büyük azaltımın Rusya, Ortadoğu, ABD ve Afrika’da gerçekleştirileceği öngörülmektedir.

4- Fosil yakıt tüketimine yönelik teşviklerin (aşama aşama) yürürlükten kaldırılmasına yönelik hızlandırılmış eylem, 2020 yılında karbondioksit emisyonlarını 360 milyon ton azaltacak ve enerji verimliliği politikalarını canlandıracaktır. 2011 yılında fosil yakıt teşvikleri, yenilenebilir enerjiye sağlanan destek seviyesinin yaklaşık 6 katına ulaşarak 523 milyar dolarlık bir toplam oluşturdu. Şu anda küresel karbondioksit emisyonlarının sadece %8’lik bölümü “karbon fiyatı”na konu olurken, ’lik bölümü “fosil yakıt teşvikleri” kapsamında “ton başına 110 dolar” teşvik almaktadır. Ancak büyüyen bütçe baskıları, birçok ithalatçı ve ihracatçı ülkede fosil yakıt teşvikleriyle ilgili reform çabalarını güçlendirmekte, son yıllarda bu konuyla ilgili politik destek de oluşmaktadır. G 20 ve Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Örgütü’ne üye ülkeler, verimsiz fosil yakıt desteklerinin aşamalı olarak kaldırılması taahhüdünde bulundular ve birçoğu bunu hayata geçirme yolunda ilerliyor.”

KAMU ve ÖZEL SEKTÖR İŞBİRLİĞİ ŞART
Enerji sektörü iklim değişikliğinin fiziksel etkilerinden muaf olmayacak. Buna uyarlanması gerekiyor. Enerji sistemindeki açıkları belirleyip haritasını çıkararak; elektrik üretim santralleri, şebekeler, petrol ve gaz tesisleri, rüzgar çiftlikleri ve diğer altyapı tesisleri için risk oluşturabilecek (sıradışı hava olaylarının yol açabileceği) ani ve yıkıcı etkileri tanımlamak durumundayız. Enerji sisteminin işleyişinde ortayı çıkacak bir aksamanın, diğer kritik hizmetler üzerinde de önemli ikincil etkileri olacaktır. Enerji sisteminin iklim direncini artırmak için özel sektör, yatırım kararlarının bir parçası olarak riskleri ve etkilerini değerlendirirken, hükümetlerin de özenli bir uyum sürecini mümkün kılacak çerçeveleri tasarlayıp yürürlüğe koymaları gerekiyor.

Düşük karbon için 1.5 trilyon dolarlık yatırım
2020 yılından önce düşük karbon yatırımları için gerekli olan 1.5 trilyon dolarlık yatırımın geçiştirilmesi, daha sonra aynı yolda 5 trilyon dolarlık ilave yatırım zorunluluğu ortaya çıkaracaktır. Yapılması gerekli eylemlerin ertelenmesi, önemli ilave maliyetleri sebep olacak, sektördeki varlıkların kullanımında - ekonomik ömürleri daha dolmadan - aksamalar yaşanması riskini büyütecektir. Gelişmekte olan ülkelerin enerji talebinde güçlü artışlar bekleniyor. O nedenle bu ülkelerin düşük karbon ve verimli altyapılar için yapacakları erken yatırımlar kendi yararlarına olacak; böylece üretim varlıklarını vaktinden önce devre dışı bırakma riskini veya sonraki yıllarda güçlendirme yapma zorunluluğunu ortadan kaldırmış olacaklardır.”


 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz