Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Türkiye ekonomisi karbon yoğun bir resim çiziyor!

Türkiye’nin karbon salınımının 2011’de 1990 yılına göre 4 artarak 422.2 milyon tona ulaştığını belirten Tüketiciyi ve İklimi Koruma Derneği Genel Başkan Yardımcısı Önder Algedik, “Türkiye açısından resme bakarsak, dünyadaki düşük karbon rekabeti yerine, ülkemizde karbon yoğun bir ekonominin adımlarının atıldığını görürüz” diyor.





onder_algedikTüketiciyi ve İklimi Koruma Derneği Genel Başkan Yardımcısı, İklim ve Enerji Danışmanı Önder Algedik, dünyada karbon pazarının hacim olarak 10 milyar ton karbondiksit eşdeğerine ulaştığını söylüyor. Dünyada karbon ticareti konusunda iki tartışmanın varlığına dikkat çeken Algedik, ilkinin AB’nin başını çektiği Emisyon Ticareti Programı (ETS), ikincisinin ise Avustralya’nın uyguladığı karbon vergisi olduğunu belirtiyor.
ETS’nin önemli bir dar boğazda olduğunu düşünen Algedik, şunları aktarıyor: “Karbonun fiyatı 4 euro seviyesinde ve seragazı salımı azaltımı için olması istenen seviye 15 euro mertebesinde. Bu nedenle, ETS’nin etkinliği sorgulanıyor. Pek çok ülke salım ticareti programlarını farklı detaylarda yürürlüğe koymaya başlasa da, piyasadaki düşük fiyat her geçen gün salım azaltımında etkiyi zayıflatıyor. Bu nedenle, Avustralya’nın karbon vergisi programının sonuçları merak konusuydu. İlk bir yılın ardından ekonomik büyümeye rağmen yenilenebilir enerji üretimi %28,5 artarken, ciddi bir seragazı salım azaltımı elde edildi. %7.1’lik azaltım, AB’nin programı ile karşılaştırıldığında oldukça iddialı. Bu resmi inceleyince, zorunlu pazarlardaki sıkışmayı görebiliyoruz. Karbon pazarının büyük bir kısmı zorunlu pazar. 10 milyar ton karbondioksit eşdeğeri bir hacme sahip. 14 milyon ton ile Türkiye pazarı gayet mütevazi kalıyor. Bunun arkasında Türkiye’nin temelde bir iklim politikasının olmaması yatıyor.”

TÜRKİYE’NİN KARBON SALINIMI 11 YILDA 4 ARTTI
Önder Algedik, Türkiye’nin 2011 yılında karbon salınımının 1990 yılına göre 4 artarak 422.2 milyon tona ulaştığını belirterek “Yani ekonomi daha karbon yoğun hale geldi” diyor. Karbon pazarının düşük karbon piyasasının aslında %1’ini oluşturduğuna vurgu yapan Algedik, “Yani iklim politikanız ekonomiye yansıdıysa, düşük karbon piyasası büyüdükçe karbon pazarı kendine yer bulur. Bu anlamıyla Türkiye iklim politikası olmayan, düşük karbon ekonomisi yerine yüksek karbon ekonomisini benimseyen bir ülke. Bu şartlarda da karbon pazarının kendine karşılık bulması kolay değil” diye konuşuyor. Algedik, Türkiye’nin karbon salınımının azaltımı konusunda izlemesi gereken yolu şu cümlelerle özetliyor: “Türkiye’nin dünyanın yaptığını yapması gerekir. Seragazı azaltım hedefi koyması ve bu hedefin gerçekleşmesi için gerekli olan mevzuat ve finansal destek mekanizmalarını açıklamalıdır. Bunları fosil yakıt ekonomisi için yıllarca yaptıktan sonra artık iklim için yapması gerekiyor.”

YENİLENEBİLİR ENERJİ
AZALTIMDA BAŞROL OYUNCUSU
Türkiye açısından karbon salınımı alanında en problemli alanın kömür ve doğal gaz kullanımı kaynaklı enerji üretimi olduğunu düşünen Önder Algedik, “Bunu çimento sektörü takip ediyor. Burada piyasanın inşaat sektörü üstüne kurulması, sektörün enerji verimliliği standartlarının geri olması çok belirleyici. Basit bir örnek verelim, 2011’de konutlar 2002 yılının 3 katı doğal gaz ve kömürle ısıtılıyor” diyor. Türkiye’deki iklim politikalarının başta karbondioksit olmak üzere, sera gazı salınımı azaltımına dayandığını ve düşük karbon ekonomisinin ise bunun ekonomik yansıması olduğunu vurgulayan Algedik, “Temel politikalar ekonominin fosil yakıtlardan kurtarılması ve sonucunda daha düşük maliyetli ve daha düşük karbon yoğunluklu bir pazar oluşturulmasıdır. Bu durum öncelikle ekonomide enerji verimliliği ve yenilenebilir enerjiyi öne çıkartır. Buradan bakıldığında, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerjinin dünyada ekonomik rekabetin başrol oyuncusu olduğu görülecektir” diyor.
Düşük karbon ekonomisinin bugün devletlerin aldığı azaltım taahhütleri neticesinde ortaya koydukları politika ve araçlarla hızlı bir gelişim içinde olduğunu belirten Önder Algedik, şunları aktarıyor: “Her ne kadar bugüne kadar devletlerin taahhütleri iklim değişikliği savaşımını kaybedeceğimizi gösterse de, ülkeler 2020, 2030 hatta 2050 projeksiyonlarını hayata geçiriyor. Almanya örneğini verecek olursak, 2020’de %40, 2050’de ise %80 salım azaltımı ve %80’den fazla yenilenebilir enerji hedefinde hızla ilerliyor. Bu resme Türkiye açısından bakarsak, dünyadaki düşük karbon rekabeti yerine, ülkemizde karbon yoğun bir ekonominin adımlarının atıldığını görürüz.”

 


 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz