Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Türkiye karbon piyasasına hazırlanıyor

Küresel sera gazı azaltım çabaları kapsamında yükselen ekonomilerin yenilikçi, maliyet etkin yollara başvurduğunu ve karbon piyasa mekanizmalarını kullanmaya başladığını vurgulayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Mehmet Baş, Türkiye’nin de Dünya Bankası’ndan tarafından onaylanan 3 milyon dolarlık hibeyle, ‘Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik’in uygulanması yönelik olarak çalışmalar yapılacağını ve emisyon ticareti konusunda pilot uygulamaların hayata geçirileceğini söylüyor.




mehmet_basTürkiye Kyoto Protokolü’nün emisyon ticaretine konu olan esneklik mekanizmalarından yararlanamıyorsa da, 2005 yılından beri gönüllü karbon piyasasına yönelik projeler geliştiriyor ve uyguluyor. Küresel çapta gönüllü karbon piyasalarının toplam hacmi (2011) 95 MtCO2 ve değeri 576 milyon dolara ulaştı. Türkiye’deki piyasanın toplam hacmi ise 218 projeyle yaklaşık 14 MtCO2 ve değeri 16.3 milyon dolar. Karbon emisyonu ve ticaretine yönelik adımlarını hızlandıran Türkiye, 2011 tarihinde yayınlanan İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı kapsamında 2015 yılına kadar karbon piyasasının kurulmasına yönelik çalışmaların yapılmasını hedefliyor. 2012 yılında yayınlanan Sera Gazlarının Takibi Hakkında Yönetmelik’in, uygulamaya geçmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarda, sanayi ve özel sektörde kapasite artırımı için gerekli çalışmalara başlamak ve piyasa temelli mekanizmaları hayata geçirmek için Dünya Bankası’ndan 3 milyon dolarlık hibe alacak.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Mehmet Baş, Kyoto Protokolü’nün ilk yükümlülük döneminin sona ereceği 2020 yılı sonrası yeni iklim değişikliği rejimi kapsamında, mevcut esneklik mekanizmaları açısından çeşitli reformların yapılması ve yeni piyasa temelli mekanizmaların oluşturulmasının gündemde olduğunu söylüyor. Dünyanın 2012 sonrası küresel sera gazı azaltım çabaları kapsamında ülkelerin emisyon azaltımı için yenilikçi, maliyet etkin yollara başvurduğunu ve karbon piyasası mekanizmalarını kullandığını vurgulayan Baş şunları aktarıyor: “Bu noktadan hareketle Dünya Bankası gelişmekte olan ülkeler ile yükselen ekonomilerin piyasa mekanizmalarından etkin olarak yararlanmaları için gerekli kapasite gelişiminin sağlanması amacıyla, ‘Karbon Piyasasına Hazırlık Ortaklığı (Partnership for Market Readiness –PMR)’ adıyla bir teknik destek programı hayata geçirdi. Söz konusu teknik destek programından ülkemizin de yararlanması için 6 Ocak 2012’de PMR proje teklif dokümanının hazırlanması için Dünya Bankası ile Hazine Müsteşarlığı tarafından yapılan anlaşma ile 350 bin dolar hibe sağlandı. Bakanlığımız koordinasyonunda yürütülen PMR faaliyetleri, hazırlık ve uygulama olmak üzere iki aşamadan oluşmakta. Halihazırda hazırlık aşamasında olan ülkemiz, uygulama aşamasında gerçekleştirilecek faaliyetlerin iş planını, ayrıntılı bütçesini ve ihtiyaç analizini içeren taslak Proje Teklif Belgesi’ni hazırladı. Söz konusu Proje Teklif Dokümanı Bakanlığımız koordinasyonunda ilgili kurumlarımızın görüş ve önerileri doğrultusunda nihai hale getirilerek, 26-28 Mayıs 2013 tarihinde Barselona’da gerçekleştirilen PMR 6. Ortaklık Asamblesi’nde sunuldu. Dünya Bankası ise projenin uygulanması için Türkiye’ye verilecek 3 milyon dolarlık hibeyi onayladı. Türkiye, PMR kapsamında sera gazı emisyonlarının izlemesi, doğrulanması, raporlanması (MRV) ve emisyon ticareti mekanizmaları konularında kapasite geliştirme ve pilot uygulamalar yapacak.”

EMİSYON SALINIMININ %71’İNDEN ENERJİ SORUMLU

Öncelikle Türkiye’nin bugünkü karbon salınımı miktarı hakkında bilgi vererek, salınımda öne çıkan sektörlerden söz eder misiniz? Türkiye karbon ticareti pazarında nasıl yer alıyor?

Ülkemizin toplam sera gazı emisyonları 1990 yılında karbondioksit eşdeğeri cinsinden 187 milyon ton değerinden 5.9 artışla 2011 yılında 422,41 milyon tona ulaştı. 2011 yılı toplam emisyonların %71’i enerji, %9’u atık, ’ü sanayi ve %7’si tarım sektöründen kaynaklanmaktadır. Kişi başı sera gazı emisyonu, 1990 yılında 3,39 ton CO2

eşd. İken, 2011 yılında 5,7 ton CO2-eşd. değerine çıkmıştır. Ancak bu değer, OECD ortalaması olan 11,41 ton CO2 eşd./kişi değerinin çok altında olup, dünya ortalaması olan 4,29 ton CO2-eşd./kişi değerine ise yakındır.1850’li yıllardan günümüze kadar yapılan kümülatif sera gazı emisyonları içerisinde ise ülkemizin payı %0.4’tür.

Mevcut durum itibariyle, Türkiye’de gerçekleştirilen projelerin tamamı Gönüllü Karbon Piyasası’nda işlem görmektedir. Gönüllü Karbon Piyasası’nı hali hazırda etkili biçimde kullanmakta olan Türkiye’nin bu uygulamaları, ileri dönemde karbon piyasalarına katılımı açısından da bir fırsat sunmaktadır. Emisyon Ticaret Sistemleri (ETS), finansal teşvikler yaratarak arzu edilen emisyon azaltımlarını sağlamayı amaçlayan araçlar arasındadır. ETS’nin düzgün bir şekilde uygulanması halinde oldukça etkili olan ve maliyet etkin emisyon azatlımı sağlayan proje ve piyasa temelli araçtır.

2009 yılında taraf olunan Kyoto Protokolü kapsamında ne tür adımlar atıldı? Bu protokol kapsamında sera gazı salınımının azaltılmasına yönelik belirlenen hedefler neler?

Kyoto Protokolü’nün amacı, BMİDÇS EK-I listesinde yer alan tarafların her birinin birinci uygulama dönemi olan 2008-2012 yılları arasında sayısallaştırılmış sera gazı emisyon sınırlandırma ve azaltım taahhütlerini yerine getirmelerini sağlamaktır. Bu taahhütler yerine getirilirken, sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmek amacıyla gerekli tedbirlerin alınması da taraflarca hüküm altına alındı. Türkiye, Kyoto Protokolü’nün kabul edildiği 1997 yılında, BMİDÇS’ye taraf olmadığı için, Protokolün Ek-B listesinde yer almadı. Bu nedenle Türkiye, Protokolün I. Taahhüt Dönemi’nde (2008-2012) sayısallaştırılmış sera gazı azaltım veya sınırlama yükümlülüğü almadı. Ülkemizin protokolün II. Taahhüt Dönemi’nde de (2013-2020) sayısallaştırılmış sera gazı azaltım veya sınırlama yükümlülüğü bulunmamaktadır. Her ne kadar ülkemizin Kyoto Protokolü uyarınca herhangi bir azaltım yükümlülüğü bulunmasa da, iklim değişikliği ile mücadele ve iklim değişikliğine uyum alanlarında önemli adımlar atılmakta ve bu amaçla ulusal veya uluslararası kaynaklarla birçok proje gerçekleştirilmektedir.

İklim değişikliği konusunda ulusal düzeydeki tüm çalışmaların daha stratejik bir bakış açısıyla ele alınması, kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşları arasında koordinasyon ve görev dağılımının sağlanması, bu konuda ülkemizin şartları da dikkate alınarak uygun iç ve dış politikaların belirlenmesi amacıyla İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu (İDKK) oluşturuldu. Ayrıca, Bakanlığımız koordinasyonunda, ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve akademik kuruluşların katılımıyla hazırlanan, iklim değişikliği ve uyum alanında yol haritası niteliğinde olan Ulusal İklim Değişikliği Stratejisi (2010-2020), 3 Mayıs 2010 tarihinde Başbakanlık Yüksek Planlama Kurulu tarafından onaylandı.

İDEP’in genel amacı, sera gazı emisyonlarını sınırlandırmaya yönelik ulusal koşullara uygun eylemler belirleyerek iklim değişikliği ile mücadele edilmesi, iklim değişikliğinin etkilerinin yönetilerek dayanıklılığın artırılması ve böylece Türkiye’de iklim değişikliği ile mücadele ve uyumun teşvik edilmesidir. 2011 yılında uygulanmaya başlanan İDEP’in izleme ve değerlendirme süreci 2013 yılında başlatıldı. Bu amaçla, hazırlanan internet tabanlı İDEP İzleme Sistemi, 2013 yılı Ocak ayında İDEP’teki eylemlerin uygulanmasından sorumlu kurum/kuruluş temsilcilerinin kullanımına açıldı. Bu çerçevede, eylemlerin izlenmesinden sorumlu kurum/kuruluşların temsilcileri tarafından İDEP İzleme Sistemi’ne 2013 yılının ilk üç ayı içinde, eylemlerin uygulanmasına ilişkin bilgiler girildi. İDEP İzleme Sistemi’ne girilen bilgilerin tümü İDEP’teki sektörlerin koordinatör kurumları ve İDKK altında oluşturulan Çalışma Grubu tarafından değerlendirilerek yıllık İDEP İzleme ve Değerlendirme Raporu hazırlanacak ve bu rapor her yıl İDKK’ye sunulacaktır.

 

2015’E KADAR ULUSAL KARBON PİYASASI OLUŞTURULACAK

İDEP kapsamında özellikle de karbon ekonomisine yönelik yürütülen çalışmalar ve hedefler neler?

Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı’nda sera gazı emisyonlarının maliyet etkin sınırlandırılmasına katkı sağlayan emisyon ticareti mekanizmalarının optimum seviyede kullanılması, 2013 yılına kadar mevcut ve yeni küresel ve bölgesel karbon pazarlarına Türkiye’nin en avantajlı şekilde katılımının sağlanmasına yönelik müzakerelerin yürütülmesi, 2015 yılına kadar Türkiye’de karbon piyasasının kurulmasına yönelik çalışmaların yapılması amaç ve hedefleri yer almaktadır. Bu amaç ve hedeflere ulaşılması amacıyla ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile çalışmalar devam etmektedir. Ayrıca sanayi sektöründe iklim değişikliği çalışmaları genelde iki başlık altında yürütülmektedir: Endüstriyel işlemlerde enerjinin etkin kullanımı ve dolayısı ile sera gazı emisyon azaltım hedefini amaçlayan enerji verimliliği çalışmaları ve sanayinin yapısında, yüksek sera gazı emisyonuna neden olan teknolojilerden temiz teknolojilere geçişin hedeflendiği düşük karbon ekonomisi çalışmaları. Ulaştırma sektöründe, düşük karbon ekonomisine yönelik amaç ve hedeflerin Ulaştırma Ana Planı’na entegre edilmesi ve ormancılık sektöründe ise, karbon piyasalarına yönelik düzenlemelerin orman mevzuatına yansıtılması eylemleri yer almaktadır.

Türkiye’de karbon ticaretinin yapılması için nasıl bir altyapı oluşturulması gerekiyor? Bu alana dönük gündeminizde projeler var mı?

Bakanlığımız tarafından hazırlanan "Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik" 25 Nisan 2012 tarihli ve 28274 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu yönetmeliğin başarılı bir şekilde uygulanması için ilgili tüm tarafların kapasite geliştirme çalışmalarını yapmaları ve sürece hazırlanmalarını teminen bir geçiş dönemi verilmiş olup, tesislerin sera gazı emisyonlarını izleme yükümlülüğü 2015, raporlama yükümlülüğü ise 2016 yılında başlayacaktır. Bu çerçevede, yönetmeliğin 7. maddesi uyarınca yönetmeliğin Ek-1'inde yer alan faaliyetleri yürüten işletmelerin işletmecileri her yıl 30 Nisan tarihine kadar bir önceki yılın 1 Ocak-31 Aralık tarihleri arasında izlenen sera gazı emisyonlarını Türkiye Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilmiş ve bakanlığımızca yetkilendirilmiş doğrulayıcı kuruluşlara doğrulatarak bakanlığa raporlamak zorundadır. Ayrıca, yönetmelik uyarınca işletmeler sera gazı emisyonu izleme planlarını hazırlayarak, sera gazı emisyonlarının ilk izlenmeye başlandığı tarihten en az altı ay önce ve ilk periyot için Haziran 2014 tarihine kadar onaylanmak üzere bakanlığa göndermek zorundadır.

Bu bağlamda, yönetmelikte yer alan izleme ve raporlama yükümlülüklerine ilişkin Avrupa Birliği'nin 601/2012/EC sayılı Sera Gazı Emisyonu İzleme ve Raporlama Direktifi esas alınarak "Sera Gazlarının İzlenmesi ve Raporlanması Hakkında Tebliğ" ve Avrupa Birliği'nin 600/2012/EC sayılı Sera Gazı Emisyon Raporlarının Doğrulanması ve Akreditasyon Direktifi esas alınarak "Sera Gazı Emisyon Raporlarının Doğrulanması Hakkında Tebliğ" taslakları hazırlanmış olup, çalışmalar devam etmektedir.

İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu (İDKK) kapsamında, sektörlere ilişkin çalışmaları yürütmek üzere 11 adet Teknik Çalışma Grubu yer almaktadır. İDKK altında koordinatörlüğünü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın üstlendiği “Karbon Piyasaları Teknik Çalışma Grubu”nun amacı, mevcut ve gelecek küresel ve bölgesel karbon pazarlarına Türkiye’nin iştirakinin sağlanması; ulusal karbon piyasasının kurulması ve yönetilmesine ilişkin politika ve stratejilerin geliştirilmesine yönelik teknik çalışmaların yapılması ve İDKK’nın bilgilendirilmesidir. Ayrıca İDEP’in Sektörler Arası Ortak Konular başlığı altında yer alan Sera gazı Emisyonlarının Maliyet Etkin Sınırlandırılmasına Katkı Sağlayan Emisyon Ticareti Mekanizmaları’nın optimum seviyede kullanılması amacı altında ulusal karbon piyasalarının kurulmasına yönelik çalışmaların yapılması hedefi bunmaktadır

HEDEF BÖLGESEL KARBON PAZARLARINA KATILMAK

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Mehmet Baş, Türkiye’nin karbon ekonomisi alanındaki hedeflerini ise şöyle özetliyor: “Türkiye, iklim değişikliği politikalarını kalkınma politikalarıyla bütünleştiren, temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artıran ve özel şartları çerçevesinde milletlerarası iklim değişikliği müzakerelerine aktif katılım sağlayarak yüksek yaşam kalitesi ve refahı tüm vatandaşlarına düşük karbon yoğunluğu ile sunabilen bir ülke olma vizyonu ile hedeflerine adım adım ilerlemektedir. Bu kapsamda düşük karbon ekonomisini benimseyen ülkemizde, tüm sektörlerde sera gazı emisyonlarının kontrolüne ilişkin teknik ve teknolojik seçenekler, bunların sera gazı azaltım potansiyelleri ve maliyetleri konusunda analitik çalışmalar devam etmektedir. Söz konusu çalışmaların tamamlanmasını müteakip yatırımların finansman ihtiyacı belirlenebilecektir. Bunun yanı sıra 2023 yılına kadar iklim değişikliği ile mücadele ekonomik fırsat niteliğindeki mevcut ve yeni küresel, bölgesel karbon pazarlarına Türkiye’nin en avantajlı şekilde katılımının sağlanmasına yönelik müzakerelerin yürütülmesi hedeflenmektedir.”

 

 

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE YÖNELİK YÜRÜTÜLEN VE PLANLANAN PROJELER

 

YÜRÜTÜLEN PROJELER

Ulusal Bildirimlerin Hazırlanması Projesi

2013-2015

Sera Gazlarının İzlenmesi Teknik Yardım Projesi

2013-2015

Karbon Piyasasına Hazırlık Ortaklık Programı (PMR)

2012-2016

İklim Değişikliğinin Etkileri ve Uyum Konusunda Farkındalığın Geliştirilmesi

2011-2013

İklim Değişikliğine Uyum ile İlgili Bölgesel ve Sektörel Etkilerin Belirlenmesi

2011-2014

Kurumsal Kapasite Geliştirme Projesi(5. aşama)

2011-2013

HCFC Sonlandırma Yönetim Planı Projesi

2012-2018

Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin Bertarafı Pilot Projesi

2012-2014

PLANLANAN PROJELER

İklim Değişikliği Alanında Kapasite Geliştirme Projesi (IPA Projesi)

2015-2017

Türkiye’nin İklim Değişikliği Birinci İki Yıllık Raporunun Hazırlanması Projesi

2013-2014

     
 

 

 

TÜRKİYE’DE GÖNÜLLÜ KARBON PİYASALARINDA

GELİŞTİRİLEN PROJE TÜRLERİ VE EMİSYON AZALTIMLARI

 

Proje Türü

Proje Sayısı

Yıllık Sera Gazı Azaltımı (ton CO2 eşdeğeri)

Hidroelektrik

124

7.181.723

Rüzgar

64

5.603.468

Bio-gaz

6

514.789

Jeotermal

6

405.309

Enerji Verimliliği

5

151.432

Atıktan Enerji Üretimi (Çöp-gaz)

13

2.473.093

TOPLAM

218

16.329.814

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz