Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Yüzde yüz yenilenebilir enerji mümkün!

IRENEC 2013 Konferansı’nda fosil enerji ekonomisinin ve siyasetinin güçlü engellemelerine rağmen  0 yenilenebilir enerjiye geçiş hedefine ulaşmanın yakın olduğunun birkez daha vurgulandığını belirten EUROSOLAR Yönetim Kurulu Başkanı Türkiye Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar,  “Yenilenebilir enerji yeryüzünde herkese eşit olarak ayrım yapmadan ulaştığı için eşitlik, merkezi bir otoriteye bağlı olmadan bulunduğunuz yerde kullanabildiğiniz için özgürlük, hiç kimseyi öldürmeden yararlanabildiğiniz için barış ve yerli iş imkanı sağladığı için demokrasi anlamına da gelmektedir” diyor. Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar şunları aktarıyor…




yeni_enerji_irenecÜlkemizde yenilenebilir enerji kullanımı çok yavaş ilerliyor. Oysa enerjide çözüm enerjinin etkin kullanımı ve 0 yenilenebilir enerjiye geçişle mümkün.  Bir nükleer yüksek mühendisi ve doktorasını Türkiye linyitlerini temiz kömür teknolojilerine hazırlama ve akışkan yatakta yakma konusunda Makine Mühendisliği alanında tamamlamış bir enerji uzmanı olarak yenilenebilir enerjiye geçiş kaçınılmazdır.
Şu anda Türkiye’de 2400 MW rüzgar ve 80 MW jeotermal olmak üzere yaklaşık 2 bin 500 MW yenilenebilir enerji kurulu gücü bulunmaktadır. Türkiye’de yenilenebilir enerji tesisleri herhangi bir destek olmadan ekonomik durumdadır. Yenilenebilir enerjiden 1 kWh elektrik üretmek tüm diğer elektrik üretim biçimlerinden (kömür, petrol, nükleer atık ısı, hidrolik  ve doğal gaz santralleri) daha ucuza  malolmaktadır. Kamunun lisans müracaatlarını sınırlama ve lisans alımını zorlaştırma gibi çabalarına rağmen yenilenebilir enerji yatırımlarına pahalı da olsa kredi veren bankalar bulunmakta.  Bir de, "Yapılmasa da olur, yapmanıza gerek yok. Keşke yapmasanız" gibi çözümü ötelemeye çalışan ve bu arada belki bir kaç tane de termik santralli araya sıkıştırabiliriz düşüncesinde olan yetkililer ve onların desteklediği yatırımcılar hala sorundan yana davranmayı varlık nedenleri olarak görmektedir. Şebekeye bağlanmak için müracaat edildiğinde ilgili şebekeden sorumlu kamu kuruluşu, "Bağlayamazsınız, şebekenin dengesini bozar" diyor. Bütün bu engellere rağmen yenilenebilir enerji yatırımcısı elinden gelen tüm çabayı göstermekte ve hala pes etmemektedir.

PETROL KRİZİ YENİLENEBİLİRE YÖNELTTİ
Merkez kapitalist ülkelerde yenilenebilir enerji Ar-Ge çalışmaları petrol krizinden sonra başlamış ve 1980’li yıllardan itibaren prototipler kurulmuş ve çok sayıda ülke fosil ve nükleer atık ısı santrallerinin yarattığı sorunlara çözüm olarak güneş, rüzgar, jeotermal ve biokütle kaynaklarından elektrik ve proses ısısı üreten teknolojiler çözümden yana olan karar vericilerin desteği ile yaygınlaşmıştır. 1850’li yıllardan itibaren atmosferde kömür yakarak enerji üretimi nedeniyle tüm insanlık kanser vakalarını yaşamaya başlamış. 1952 yılında kentte kömür yakıldığı için Londra’da 3 gecede 12000 kişi boğularak ölmüş, sadece ABD de her yıl ortalama 25 bin kişi olmak üzere 5 milyon kişi termik santraller nedeniyle kanserden ölmüştür.
1970’deki petrol krizi ile birlikte dünya birinci çözüme yani enerjinin etkin kullanımına zorunlu olarak yönelmiştir. Enerjinin etkin kullanımı daha az enerji ile daha çok iş yapmak anlamına gelmektedir. Petrol krizi sonrası ABD başta olmak üzere endüstrileşmiş ülkeler yenilenebilir kaynak ve teknolojilerini gündemlerine aldılar. OECD ülkeleri biraraya gelerek yenilenebilir enerji araştırma projeleri oluşturdular. Kendi enerji bakanlıklarının koyduğu destekle güneş pillerini, rüzgarı, sıcak su üretimini, jeotermal enerjiyi, biyokütle enerjisini geliştirme yollarını aradılar. O teknolojileri, şu anda insanlığın gündeminde olan proses ısısı ve elektrik üretiminde nasıl kullanabileceklerinin peşine düştüler.  

EN BÜYÜK ENERJİ KAYNAĞI GÜNEŞ
Dış sıcaklığı -60 derece olan atmosferde asıl enerji kaynağı güneştir. Güneş yaşam çevresini oluşturuyor buna ek olarak rüzgar, biokütle, içme suyu ve tarım için güneşle buharlaşan suya potansiyel enerji kazandırıyor. Kömür, petrol ve doğal gaz da güneşin enerjisini verdiği ormanlar ve organik canlıların yer altında fosilleşmesi ile milyonca yılda oluşuyor. Güneş hergün emre amade iken milyonlarca yıl bekleyip fosilleşince kullanmak akıllı insanların yapacağı bir şey değildir. Güneş insanlığın yaşaması için bir umut. Güneşi küçümsemek ve çok az kullanıldığını belirtmek çözümü istemeyenlerin genel yaklaşımı. Aynı yeni doğan bebek gibi. Yeni doğan bebek annesi babası tarafından ufaktır diye yok edilir mi? Edilmez tabi. Çünkü o ufak bebek asıl yaşamı ileriye taşıyacak olandır. Bu nedenle bir şeyi ufaktır diye yok saymak doğru bir yaklaşım değildir. Nasıl yeni doğan bir çocuğun büyümesi engellenemez ise güneş ve türevlerinin dünyanın enerjisinin  0’ünü sağlaması da engellenemez.
Kömür, doğal gaz ve petrol enerjinin teferruat kısmıdır. Örneğin, Erzurum'da sıcaklık eksi 30 dereceye düştüğü zaman artı 20 dereceye evimizi ısıtıyoruz. Muğla gibi sıcak bölgelerde sıcaklık 40 dereceye ulaşınca evimizin sıcaklığını 20 dereceye klima gibi cihazlarla düşürmeye çalışıyoruz. Burada teferruat kısmını fosil yakıtlarla yapıyoruz. Bizim iddiamız odur ki; teferruat kısmını da yenilenebilir enerji kaynakları ile sağlamak mümkün.

HİZMET ALAMAYAN DURUMUNA DÜŞMEK…
Kamu kuruluşlarınca açıklanan hemen uygulanabilir 10 bin MW rüzgar potansiyeli olduğu ve güneş santrallerinin ise 3 bin MW düzeyinde gerçekleşeceği açıklanıyor. Türkiye’de ekonomik olarak kurulabilecek rüzgar güç santrallerinin 150 bin MW ve güneş PV uygulamalarının da en az 100 bin MW olduğunu düşünüyorum. 30 milyon insan her yıl gelip Türkiye'de güneşleniyor. Bütün dünyanın yöneldiği, "Bizde keşke güneş olsa da yapsak!" dedikleri bizde var. Ama biz buna destek vermiyoruz. AB bir yandan bize, "Yenilenebilir enerjiye, enerjinin etkin kullanımına geçin" diyor. Bir yandan da Sugözü Termik Santralini kurup, Kolombiya'dan kömür getirtip elektrik ürettiriyor. Böylece Almanya kendi ülkesindeki kömür kullanımını azaltıp, iklim değişikliği anlaşmasının gereğini yerine getirmiş oluyor ve karbon vergisinden kurtuluyor. Bizim çağdaş ülkeler seviyesine gelebilmemiz onların daha önce yaptıkları yanlışları tekrarlamak değil, bugün o yanlışlardan kurtulmak için yöneldikleri, BM kararları haline gelmiş, AB'nin ortak direktifleri olmuş enerjinin etkin kullanımı ve yenilenebilir enerji konularında aynı düzeye gelmemiz lazım. Aksi takdirde onların ihtiyaç duydukları kaynağı yaratıp ama hizmeti almayan ülke durumuna düşeriz. Yenilenebilir enerji yeryüzünde herkese eşit olarak ayrım yapmadan ulaştığı için eşitlik, merkezi bir otoriteye bağlı olmadan bulunduğunuz yerde kullanabildiğiniz için özgürlük, hiç kimseyi öldürmeden yararlanabildiğiniz için barış ve yerli iş imkanı sağladığı için demokrasi anlamına da gelmektedir.

IRENEC 2013 KONFERANSI
27-29 Haziran 2013 tarihleri arasında İstanbul’da EUROSOLAR Türkiye (Avrupa Yenilenebilir Enerji Birliği Türkiye Bölümü ) olarak 3. Uluslararası 00 Yenilenebilir Enerji Konferansı’nı düzenledik. IRENEC 2013 Konferansı, fosil enerji ekonomisinin ve siyasetinin güçlü engellemelerine rağmen 0 yenilenebilir enerjiye geçiş hedefine ulaşmanın yakın olduğu gerçeğinin ve bu hedefin tümüyle hayat geçtiği örneklerin paylaşıldığı umut verici ve dinamik bir bilgilenme ortamında gerçekleştirildi. Yenilenebilir enerji alanının tüm aktörlerini temsil eden uluslararası birlikler; Dünya Yenilenebilir Enerji Konseyi, Dünya Biyoenerji Birliği, Dünya Jeotermal Enerji Birliği, Avrupa Yenilenebilir Enerji Birliği, Dünya Rüzgar Enerjisi Birliği başkan ve başkan yardımcıları konferansa davetli konuşmacı olarak katıldılar ve yenilenebilir enerji arzının gerçekleşme senaryoları ve örneklerini anlattılar. Güneş enerjisi teknolojilerinde ve ürünlerinde beklenenin ötesinde bir maliyet düşüşü olduğu, bu nedenle yapılan yatırımların hızla arttığı, rüzgar enerjisi üretiminin daha geniş alanlara yayıldığı, biokütle enerjisinin pek çok ülkede geniş bir paya sahip olduğu ve jeotermal enerjinin dünya üzerindeki potansiyeli vurgulandı. Bugün 0 yenilenebilir enerjiye geçişin önündeki engelin toplumsal kabul ve bunun belirleyen siyaset politikaları olduğu bir kez daha ortaya kondu. Türkiye’nin yenilenebilir enerji politikalarını düzenleyen kurumlar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Müdürlüğü ve Enerji Piyasası Denetleme Kurumu idarecileri, Türkiye’nin enerji arzı, ihtiyacı için belirledikleri tahminleri ve hedeflerini açıkladılar.

SON TEKNOLOJİLER PAYLAŞILDI
ABD ve Avrupa’da yenilenebilir enerji teknolojileri ve ürünleri geliştiren firmaların yöneticileri, teknolojinin ve pazarın gelişmelerini, Türkiye’de yenilenebilir enerjilere yatırım yapan şirketlerin yöneticileri ise ülkedeki fırsatları ve tehditleri paylaştılar. Avrupa’da 0 yenilenebilir enerjiye geçişin başarılı örnekleri olan Almanya ve Avusturya’daki üniversitelerden katılan akademisyen ve araştırmacılar, özellikle bu hedefin önemli bir adımı olan depolama teknolojilerindeki son gelişmeleri ve Avrupa ile üçüncü dünya arası işbirliği için geliştirdikleri modelleri paylaştılar. Türkiye’nin en kapsamlı bölgesel kalkınma projesi olan GAP’ta üniversite, özel sektör, sivil toplum ve uluslararası cemiyetler işbirliği ile başlatılan sürdürülebilir ekonomik kalkınma modelinin hedefleri, faaliyetleri GAP İdaresi Başkanı, Harran Üniversitesi proje direktörü, UNDP Koordinatörü, Şanlıurfa Sanayi Ticaret Odası başkanı tarafından açıklandı.
Yenilenebilir enerjinin var olduğu yerde, yerel ve küçük ölçekte üretilebilme özelliğinin enerjide demokratikleşme, eşitlik ve bağımsızlık getirmesini en önde gelen hedefi olarak gören IRENEC Konferansları bu yılda, yenilenebilir enerjinin yerel düzeyde üretilmesi konusuna, Sürdürülebilir Kentler Birliği ICLEI ve Türkiye Belediyeler Birliği yöneticilerinin sunumlarıyla ve enerjide kolektif mülkiyet hareketine, Danimarka ve Kanada başta olmak üzere bu konudaki dünya örneklerinin paylaşıldığı bir oturumla yer verdi.
Konferansta120 tebliğ sunuldu, 400 katılımcı yer aldı. Ayrıca İstanbul’daki liselerin fizik, kimya ve biyoloji öğretmenleri ile Türkiye’deki üniversitelerden belirlenen öğrencilerin izleyici olarak katılması sağlandı. Sürdürülebilir bir geleceğin bilimsel, toplumsal ve ekonomik boyutlarının konuşulduğu konferansta, gelecek nesil olan öğrencilerin ve bu nesilleri yetiştiren öğretmenlerin yer alması konferansın 0 yenilenebilir enerji vizyonuna büyük oranda hizmet etmesini sağladı.



Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz