Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Enerji ihtiyacımızı öncelikle NW yatırımlarıyla karşılayalım

Verimli kullanım yoluyla tasarruf edilen enerjinin en ucuz, en çevreci enerji olduğunun altını çizen Yenilenebilir Enerji Genel Müdür Yardımcısı Erdal Çalıkoğlu, “Artık enerji ihtiyacımızı öncelikle verimsiz kullanımlarla israf edilen NW (Negatif Watt) yatırımlarıyla, bunun yetmediği durumlarda da MW (Mega Watt) yatırımlarıyla karşılayalım. Ortak geleceğimiz için enerji verimliliğinin artırılmasına hepimizin, her alanda katkı koyması gerekir” dedi.  
 




erdal_calikogluEnerji Verimliliği Kanunu’nun yürürlüğe girdiği günden bu yana kat edilen mesafeyi ve bundan sonra yapılacakları Enerji Dergisi’ne anlatan Yenilenebilir Enerji Genel Müdür Yardımcısı Erdal Çalıkoğlu, 1980'li yıllardan bugüne Türkiye’de yapılan enerji verimliliği alanındaki çalışmalardan edindikleri bilgi ve tecrübeleri, 2000'li yıllardan itibaren enerji politikalarına ve stratejilerine yansıtmaya ve enerji politikalarının ana eksenleri arasına yerleştirdiklerini söylüyor. Bugüne kadar yapılanları başlangıç seviyesinde atılması gerekli olan ilk adımlar olarak değerlendiren Çalıkoğlu, “Şimdi, daha radikal bir dönüşüm hareketine; bugüne kadar yapılanlara derinlik kazandırılmasına ve uygulamaları daha etkin kılabilecek idari, mali ve kurumsal yapılara ihtiyaç var. Türkiye çok dinamik bir ülke. Yürürlükteki mevzuatın, gelişen ve değişen şartlara uyumu sürekli sağlanmalı, uygulamalar geliştirilmeli ve iyileştirilmeli. Bu sürecin dinamik bir yapıda yönetilmesi gerekiyor. Kamu kurumlarına, özel sektöre, sivil toplum kuruluşlarına ve herkese düşen işler var. Tasarruf edilen enerji en ucuz ve en çevreci enerjidir. Artık enerji ihtiyacımızı öncelikle NW (Negatif Watt) yatırımları, bunun yetmediği durumda MW (Mega Watt) yatırımları ile karşılayalım. Ortak geleceğimiz için, enerji verimliliğinin artırılmasına katkı koyan herkese teşekkür ederiz” diyor.  
 
ENERJİ VERİMLİLİĞİ 
KALKINMADA ÖNCELİKLİ HALE GETİRİLDİ 
 
Enerji Verimliliği Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2007 yılından bu yana hayata geçirilmiş enerji verimliliği önlemleriyle sağlanan kazanımları özetleyebilir misiniz? 
 
Türkiye, OECD üyesi olarak sahip olduğu geçiş ekonomisi yanında, genç nüfusu, artan üretim ve teknoloji altyapısı ile farklı dinamikleri olan bir ülkedir. Kalkınmakta olan ülkemizde artan nüfus ve refah düzeyi, sanayileşme gibi nedenlerden dolayı enerji kullanımı Avrupa ortalamalarına göre daha hızlı artmaktadır. 1990’lı yılların başından bu yana birincil enerji talebindeki yıllık artışımız %5’e yakın olup bu artışın gelecek on yıl süresince de aynı civarda gerçekleşmesi beklenmektedir. Enerjide nihai tüketim sektörleri olarak tanımlanan sanayi, bina, ulaşım ve tarım sektörlerinin toplam tüketimi 2013 yılında 89,4 milyon Ton Eşdeğeri Petrol (TEP) olarak gerçekleşmiş olup, bu toplam içinde konut ve hizmet sektörünün tüketim payı %35, sanayi sektörünün tüketim payı %34, ulaştırma sektörünün tüketim payı %25, tarım sektörünün tüketim payı %2 ve diğerin tüketim payı %4 olmuştur. Aynı yıl enerjide dışa bağımlılığımız %73’ler civarında olmuştur. Enerjide dışa bağımlılık oranımızın bu kadar yüksek olması, enerjiyi etkin ve verimli kullanmanın ülkemizin ekonomik ve siyasi alandaki bağımsızlığı için atılması gerekli önemli bir adım olduğunu ortaya koymaktadır. 
Ülkemizin %20’ler mertebesinde olduğu tahmin edilen enerjideki tasarruf potansiyeli, sürdürülebilir kalkınma modelleri için de önemli bir fırsattır. 2000 yılı baz alınarak yapılan bir çalışmada, 2009 yılı itibarıyla kümülatif olarak imalat sanayinde 15,4 milyon TEP, ulaştırma sektöründe 10,7 milyon TEP ve konut sektöründe 8,3 milyon TEP olmak üzere toplam 25,4 milyon TEP tasarruf sağlanmıştır. Halihazırda, 2023 yılına kadar imalat sanayinde 4,6 milyon TEP, ulaştırma sektöründe 4,8 milyon TEP ve konut sektöründe 7,1 milyon TEP olmak üzere toplam 16,5 milyon TEP tasarruf sağlayabilecek bir potansiyele sahibiz. Ülkemizin 2000-2013 döneminde yıllık bazda birincil enerji yoğunluğu indeksi %1,1 azalmıştır. Bir önceki yıla göre 2013 yılında birincil enerji yoğunluğu indeksinde %2,1 oranında azalma görülmektedir. 2000 yılına göre bir karşılaştırma yapıldığında birincil enerji yoğunluğu indeksinde toplamda ,4 oranında bir iyileşme söz konusudur. Enerji verimliliği alanında bilhassa 2000’li yıllardan itibaren atılan adımlara ve kaydedilen ilerlemelere rağmen, ülkemizin enerji yoğunluğu hala OECD ve AB-27 ortalamalarının üzerindedir ve gelişmiş ülkelere kıyasla Türkiye “enerji yoğun” ekonomilerden biridir. Enerji verimliliğinin iyileştirilmesi için atılacak planlı ve kararlı adımlarla Türkiye’nin enerji yoğunluğunun 2023 yılına kadar OECD’nin bugünkü ortalaması civarına düşürülmesi mümkündür. Bu süreçte belki de en önemli kazanımlardan biri, artık devletin kalkınma planlarında enerji verimliliği konusuna yer vermesidir. 
2014–2018 yıllarını kapsayan 10. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda enerji verimliliğinin geliştirilmesi programı yer almaktadır. Koordinasyonu Bakanlığımız tarafından yürütülecek olan bu programın hedefi; 2011 yılı sonunda 0,2646 TEP/1000$ (2000 yılı dolar fiyatlarıyla ve iklim düzeltmeli) olarak gerçekleşen Türkiye’nin birincil enerji yoğunluğunun 2018 yılı sonunda 0,243 TEP/1000$ değerinin altına indirilmesi ve 2018 yılına kadar kamu binalarındaki enerji tüketiminin; 2012 yılı baz alınmak suretiyle belirlenecek göstergeler düzeyinde ve verimlilik artışı uygulamaları ile yüzde 10 düşürülmesidir.  Enerji verimliliğine yönelik idari ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesi, enerji verimliliği çalışmalarının ve projelerinin finansmanı için sürdürülebilir mali mekanizmaların geliştirilmesi, sanayi, bina ve ulaştırma sektörlerinde enerji verimliliğinin artırılması, elektrik üretiminde yerinden üretim, kojenerasyon ve mikrokojenerasyon sistemlerinin yaygınlaştırılması bu programda yer alan önemli bileşenlerdir.
 
ENERJİ YÖNETİCİSİ SAYISI 7000’E YAKLAŞTI 
 
Sanayi ve hizmet sektörlerinde, binalarda, ulaşım ve enerji sektöründe şu ana kadar enerjinin verimli kullanımına yönelik olarak atılmış somut adımlar ile bundan sonra öncelikle yapılması gerekenleri özetler misiniz?
 
Sanayi ve hizmet sektörlerinde uygulanan enerji verimliliği önlemlerinin başında “enerji yönetimi” gelmektedir. Enerji yönetimi ülkemiz sanayi sektöründe 1995 yılından bu yana, bina ve hizmet sektörlerinde ise 2007 yılından bu yana belirli büyüklüğün üzerindeki bina ve işletmeler için zorunlu olan bir uygulama. 2011 yılının son çeyreğinden bu yana da TS EN ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi-Kullanım Kılavuzu ve Şartlar Standardı’nın yaygınlaştırılmasına çalışılmaktadır. Sanayi sektöründe Enerji Yöneticisi görevlendirmekle veya Enerji Yönetim Birimi kurmakla yükümlü işletmelerin Bakanlığımız tarafından verilen enerji verimliliği desteklerinden yararlanmak istemesi halinde, bunların ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemleri Standardı belgesine sahip olmaları şarttır. Bu standardın enerji verimliliği teşviklerinden yararlanmak isteyen endüstriyel işletmeler için zorunlu hale getirilmesi enerji yönetimine verilen önemin bir göstergesidir. 
Sanayi ve bina sektöründe enerji yönetimi uygulamaları kapsamında ülkemizde toplam sertifikalı enerji yöneticisi sayısı hâlihazırda 7000’e yaklaşmıştır. 1331 endüstriyel işletme ve 1179 bina Enerji Verimliliği Portalı üzerinden izlenmektedir. Eylül 2015 tarihi itibarıyla sanayide 913 işletmede, kamu ve hizmet sektöründe 825 binada, enerji üretim sektöründe 36 santralde ve 33 Organize Sanayi Bölgesinde “Enerji Yöneticisi” görevlendirmesi yapılmış ve/veya enerji yönetim birimleri kurulmuştur. Bilindiği gibi, enerji yönetimi faaliyetlerinin önemli bir bileşeni de izleme ve ölçüm. Ayrıca enerji verimliliği politika ve programlarının etkisinin doğru bir şekilde ölçülmesi ve değerlendirilmesi için güvenilir veri tabanlarına ve göstergelerin sürekli geliştirilmesine ihtiyaç var. Bu bakımdan, enerji yöneticisi görevlendirmekle yükümlü endüstriyel işletme ve binalar, enerji tüketimine ve enerji yönetimine ilişkin Genel Müdürlüğümüzün internet sayfasında yayımlanan formattaki bilgileri her yıl Mart ayı sonuna kadar yazılı olarak göndermekle ve internet üzerinden Genel Müdürlüğümüzün veri tabanına kaydetmekle yükümlüdür. Bu veriler sektörlerdeki yakıt tüketimleri, CO2 emisyonları, enerji yoğunluğunun hesaplanması, sektörlerde kıyaslama çalışmaları yapılması ve geleceğe yönelik projeksiyonların hazırlanmasında ve tasarruf potansiyellerinin hesaplanmasında kullanılmaktadır. 
Yıllık toplam enerji tüketimi 5 bin TEP ve üzeri olan endüstriyel işletmeler ile hizmet sektöründe faaliyet gösterip toplam inşaat alanı 20 bin metrekarenin üzerinde olan binalarda enerji tasarrufu odaklarının belirlenmesi amacıyla her dört yılda bir etütlerin yapılması veya EVD şirketlerine yaptırılması şarttır. Etüt raporlarının ve belirlenen önlemlere ilişkin uygulama planlarının birer suretinin Genel Müdürlüğümüze gönderilmesi gerekmektedir. Böylece, belli büyüklüğün üzerinde enerji tüketimi olan işletmelerde ve binalarda dörder yıllık dönemler halinde planlı çalışmaların yapılması amaçlanmaktadır. Buna ilaveten, sektörel bazda tasarruf potansiyellerinin belirlenmesi ve teknoloji envanterinin oluşturulması için de YEGM olarak sanayi alt sektörlerinin her birinde, her dört yılda bir, sektörü temsil edebilecek şekilde belirlenecek en az beş işletmede etüt yapmayı veya EVD şirketlerine yaptırmayı hedeflemekteyiz.
 
Konutlar ve binalardaki enerji verimliliği uygulamalarında ne oranda yol alındı? 
 
Enerji Verimliliği Kanunu uyarınca yürürlüğe konulan ve binaların enerji verimliliğini bütüncül bir yaklaşımla ele alan  “Binalarda Enerji Performans (BEP) Yönetmeliği” ağırlıklı olarak yeni binalarda uygulanması zorunlu olan düzenlemeleri içermektedir. Söz konusu Yönetmelik uyarınca, mimari tasarım, ısı yalıtımı, ısıtma ve soğutma sistemleri ve elektrik tesisatı açısından minimum performans kriterlerini ve standartlarını karşılayamayan bina projelerine yapı ruhsatı verilmemektedir. Enerji Kimlik Belgesi düzenlenmeyen yeni binalara yapı kullanım ruhsatı verilmemektedir. Merkezi ısıtma sistemine sahip binalarda iç ortam sıcaklığının otomatik kontrolu ve ısınma giderlerinin kullanılan ısı miktarına göre paylaştırılmasına imkan sağlayan sistemlerin kullanılması zorunlu hale getirilmiştir. 
Türkiye’de yaklaşık 19.2 milyon konut olduğu ve bu konutların %80'ninin enerji verimliliği açısından iyileştirilmeye muhtaç olduğu tahmin edilmektedir. Bununla birlikte, halihazırda mevcut binaların enerji verimliliği açısından iyileştirilmesine yönelik bir teşvik bulunmamaktadır. Mevcut binalardaki enerji tasarruf potansiyelinin geri kazanılması için pencere ve balkon kapılarının değişimi dahil dışa bakan yüzeylerde ısı yalıtımı, verimi düşük eski yakma tesislerinin (kazan) değişimi, sıcaklık kontrolü ve ısınmada bireysel ölçüm ve asansörlerdeki elektrik motorlarının değişimi gibi konular öncelikli olmak üzere, enerji verimliliğini artırıcı sistem, malzeme ve ekipmanlar için mali desteklerin sağlanmasına ihtiyaç vardır. Kamu kesiminde faaliyette bulunan bina ve tesislerde enerji tasarrufu potansiyelini ve yatırım ihtiyacını ortaya koyabilmek için de 2008 yılından bu yana kamu kesiminde enerji etütleri yapılmaktadır. 2012 yılından itibaren kamuda enerji yöneticisi görevlendirmekle yükümlü binalarda etütlerin yapılması Genel Müdürlüğümüz sorumluluğunda olup, 2014 yılında ihale edilen 166 adet kamu binasında detaylı etüt çalışmaları tamamlanarak binalara ilişkin etüt raporları ve enerji kimlik belgeleri hazırlanmıştır. Diğer taraftan, kamu kurum ve kuruluşlarının enerji tüketimlerini ve enerji kullanımından kaynaklanan CO2 salınımlarını düşürmeye yönelik yatırımlar için kaynak oluşturmalarına imkan tanınması ve kamuya ait bina ve tesislerin enerji performanslarının uzun dönemli enerji performans sözleşmeleri ile iyileştirilmesi doğrultusunda mevzuat oluşturulması bağlamında da çalışmalar sürdürülmektedir. 
 
Ulaştırma ve elektrik üretim sektörlerinde verimliliğinin artırılması amacıyla yapılan çalışmalardan da kısaca söz eder misiniz? 
 
Motorlu araçların birim yakıt tüketimlerinin düşürülmesini, araçlarda verimlilik standartlarının yükseltilmesini, toplu taşımacılığın yaygınlaştırılmasını, trafik akımının arttırılmasına yönelik sistemlerin kurulmasını amaçlayan bir Yönetmelik yürürlüktedir. Son yıllarda gerek taşıtların yenilenmesi, gerekse toplu taşımanın yaygınlaşması gibi sebeplerden dolayı ulaşım sektöründe önemli tasarruflar sağlanmış olmasına rağmen, bu sektör nihai tüketim sektörleri içinde bina sektöründen sonra en yüksek tasarruf potansiyeline sahip olan sektördür. Dolayısıyla, hâlâ atılması gerekli önemli adımlar, alınması gerekli önemli tedbirler bulunmaktadır.
Enerji sektörüyle ilgili sorunuza gelecek olursak. Biliyorsunuz, kurulu gücü 100 MW ve üzeri olan elektrik üretim santrallerinde enerji yönetimi şarttır ve enerji yönetimiyle ilgili faaliyetleri yürütmek üzere çalışanlardan birinin “enerji yöneticisi” olarak görevlendirilmesi gerekir. Termik santrallerin atık ısılarının kullanılmasına yönelik enerji etütlerinin yaptırılması ve Belediyeler ile Toplu Konut İdaresi’nin yeni toplu konut alanlarını yerleşime açarken varsa termik santral atık ısıları ile bölgesel ısıtma yapılabilecek bölgelere öncelik vermesi gerekmektedir. Ayrıca yine biliyorsunuz, toplam inşaat alanı 20.000 m2’nin üzerinde olan ticari binaların tasarımında kojenerasyon, mikrokojenerasyon, ısı pompası ve yenilenebilir enerji gibi yerinden üretim sistemlerinin uygulama imkânlarının analiz edilmesi ve inşaat maliyetinin ’una karşılık gelen tutarda uygulama yapılması zorunluluğu bulunuyor. 
 
KOJENERASYON SANTRALLERİNE TEŞVİK
 
Kojenerasyon santrallerinin teşvik edilmesine yönelik yakın tarihte bir düzenleme yapıldı sanırım?
 
Evet, ısı ve elektriğin bir arada üretildiği kojenerasyon santrallerinin teşvik edilmesine yönelik olarak “Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik” ile yerinde tüketim yapan verimli kojenerasyon santrallerine ‘lisanssız elektrik üretimi yapma’ yolu açılmış, santral kurmak isteyen işletmecilere lisans alma ve şirket kurma muafiyeti getirilmiştir. Bu bağlamda, 18/10/2014 tarihli ve 29123 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kojenerasyon ve Mikrokojenerasyon Tesislerinin Verimliliğinin Hesaplanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ ve Genel Müdürlüğümüz internet sitesinde yayımlanan “Kojenerasyon Tesisi Verim Belgesi ve Değerlendirme Belgesi Başvuru Kılavuzu” kapsamında Aralık 2014-Eylül 2015 dönemlerini kapsayan 10 aylık  süre zarfında Genel Müdürlüğümüze yapılan başvurular sonucunda, 4 adet atık ısı tesisine ve 21 adet kojenerasyon tesisine Verim Belgesi verilmiş ve bunların lisanssız üretim yapmalarına imkan sağlanmıştır. Verimlilik Belgesi verilen tesislere yönelik elde edilen birincil enerji kaynağı tasarrufuna ilişkin hesaplamalar neticesinde, 80.767 kW (yaklaşık 81 MW)’lık birincil enerji tasarrufunun sağlanacağı görülmüştür. Santrallerin yıllık ortalama çalışma süresi 6000 saat olduğu kabul edilirse birincil enerji tasarrufunun 484.602 MWh, yani 41.668,27 TEP olduğu görülmektedir. Termik santralların atık ısılarının ekonomiye kazandırılması ve kojenerasyonun yaygınlaştırılması için ısı piyasası konusunda bir mevzuat altyapısı oluşturulmasının önemli olduğunu düşünüyoruz. 
 
Enerji yoğunluğunun yüksek değerlerde seyrettiği sanayi işletmelerini “Verimlilik Artırıcı Projeler” ortaya koyma ve bunları hayata geçirme konusunda yeterli çaba içinde görüyor musunuz? 
 
Endüstriyel işletmelerin proje oluşturma ve uygulama konusunda ilgisini artırmak amacıyla, 2011 yılında mevzuatta yapılan değişikliklerle azami proje bedeli 500 bin TL’den 1 milyon TL’ye; destek oranı %20’den %30’a; destek tutarı 100 bin TL’den 300 bin TL’ye çıkarılmıştır. Bunun da etkisiyle, başlangıç yılına göre proje oluşturma ve uygulama konusunda isteğin, ilginin ve yaygınlık düzeyinin arttığını söylemek mümkün olsa da, bunun yeterli seviyede olduğunu söylemek maalesef henüz mümkün değil. Proje destekleriyle ilgili başvurular her yıl Ocak ayında alınıyor. Ayrıca Genel Müdürlüğümüz gelen başvuru sayısına, kurumsal kapasitesine ve/veya sektörün ilgisine göre aynı yıl birden fazla başvuru da alabilmektedir. Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulu, 2009 yılında 86 adet Verimlilik Artırıcı Projeden (VAP’tan) 17’sinin, 2010 yılında 33 VAP’tan 15’inin, 2012 yılında 19 VAP’tan 11’inin, 2013 yılında 70 VAP’tan 59’unun, 2014 yılında 69 VAP’tan 68’inin, 2015 yılı Ocak ayında ise 55 VAP’tan 49’unun (yani bugüne kadar toplam 219 Verimlilik Artırıcı Proje’nin) desteklenmesine karar vermiştir.  2015 yılında Genel Müdürlüğümüz tarafından Ocak ve Nisan olmak üzere iki başvuru dönemi açılmıştı. 2015 yılı Nisan ayında 26 VAP sunulmuş olup, değerlendirmeleri ve proje öncesi saha kontrolleri henüz devam etmektedir… 2009 yılından bugüne projesine uygun olarak tamamlanan 35 VAP için 2 milyon 275 bin 963 TL destek ödemesi yapılmış olup, desteklenen projelerin toplam yatırım tutarı 13 milyon 37 bin 798 TL’dir. Bu projelerin uygulanmasıyla yıllık 25 bin 702 TEP enerji, 20 milyon 361 bin 963 TL. parasal tasarruf sağlanmıştır… Desteklenmesine karar verilen, ancak uygulamaları henüz tamamlanmayan 142 VAP’ın öngörülen uygulama bedeli 58 milyon 545 bin 51 TL, öngörülen destek bedeli ise 16 milyon 509 bin 462 TL’dir. Bu projelerin uygulanması neticesinde ise yılda 34 bin 777 TEP enerji, 44 milyon 941 bin 645 TL parasal tasarruf sağlanması beklenmektedir.
 
EYLEM PLANI İÇİN REVİZE ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR 
 
Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı Taslağı’nın revize edilmesine yönelik süreç devam ediyor. Revizyon ihtiyacı hangi noktalarda kendini gösterdi ve taslak metne nasıl yansıdı?
 
Enerji Verimliliği Strateji Belgesi’nde öngörülen stratejik amaç ve hedeflere ulaşabilmek; eylemleri güncelleyip detaylandırabilmek; enerji verimliliği konusunda 2023, 2030 ve 2050 gibi daha uzun yıllara ışık tutabilmek için uzun soluklu bir yol haritasına ihtiyaç duyulmuş ve Enerji Verimliliği Ulusal Eylem Planı hazırlanması çalışmalarına 2014 yılının son çeyreğinde Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası İşbirliği ile başlanmıştı. Enerji Verimliliği Ulusal Eylem Planı Taslağı hakkında halihazırda kamu, özel ve sivil toplumdan ilgili kurum ve kuruluşların görüş, öneri ve değerlendirmeleri alınmakta, düzenlenen bölgesel ve sektörel çalıştaylarda taslak metin tartışılmaya ve değerlendirilmeye devam edilmektedir. Genel olarak baktığımızda, görüşlerin son kullanıcı veya çeşitli oyuncuları maliyet altına sokacak önlemlere odaklandığını görüyoruz. Esasen, taslağın bu aşamada dünyada uygulaması olan çeşitli önlemlerin Türkiye için hazırlanmış bir uzun liste içerdiğini ve bu önlemlerin gelen görüşler ve bizlerin değerlendirmeleriyle son haline getirileceğini belirtmek isterim. Halihazırda gelen görüşler uzmanlarımız tarafından değerlendirilmektedir.  
 
 
İŞLETMELERE YÖNELİK MALİ DESTEKLER
 
Yıllık toplam enerji tüketimleri 1000 TEP ve üzeri olan işletmelere yönelik olarak toplam proje bedeli en fazla 1 milyon TL olan ve geri ödeme süresi 5 yıldan az olan projelere, toplam proje bedelinin %30’una varan oranlarda destek verilmektedir. Bir diğer bir destek programı da sanayide enerji yoğunluğunun azaltılmasına yöneliktir. Enerji yoğunluğunu 3 yıl boyunca ortalama ’dan fazla azaltan işletmelere, anlaşma yaptıkları yıla ait toplam enerji bedelinin %20’si oranında hibe destek verilmektedir. 
 
Yıllık asgari 500 TEP enerji tüketimi olan mevcut imalat sanayi tesislerinde gerçekleştirilecek olan, birim ürün başına en az %20 enerji tasarrufu sağlayan ve yatırımın geri dönüş süresi azami 5 yıl olan enerji verimliliğine yönelik yatırımlar da, 5. bölgede yapılacak olan yatırımlara sağlanan teşviklerden yararlandırılmaktadır. Bu teşvikler, KDV ve gümrük vergisi muafiyetleri, vergi indirimi, sosyal güvenlik prim destekleri, faiz desteği ve yer tahsisatı gibi hususları ihtiva etmektedir. Ayrıca KOBİ’lerin EVD Şirketlerinden alacakları enerji yöneticisi eğitimi, etüt ve danışmanlık hizmetlerine de KOSGEB mali destekler sağlamaktadır.
 

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz