Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Türkiye enerji üretiminde arz fazlası verir hale geldi

DEK-TMK - 2014 Enerji Raporu’nun açıklandığı toplantıda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı Taner Yıldız, “Türkiye’deki enerji üretiminin ve tüketiminin çevreyle beraber sürdürülebilir oluşuna yapılan katkıların yoğunlaştığı, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla beraber artık arz fazlasının oluştuğu bir dönemi yaşıyoruz. Türkiye’de elektrik üretimi şu anda tüketimden daha fazladır. Türkiye yükselen elektrik tüketimini karşılamada artık sıkıntı çekmemektedir” dedi. 
 




enerji_elektrikDünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi (DEK-TMK) geleneksel Enerji Raporu’nu düzenlediği bir basın toplantısıyla açıkladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı Taner Yıldız’ın da hazır bulunduğu toplantının açış konuşmasını yapan DEK-TMK Başkanı Murat Mercan ise Ekim 2016’da İstanbul’da gerçekleştirilecek Dünya Enerji Kongresi’ne yönelik hazırlıklardan söz etti. Dünya Enerji Kongresi’nin “Enerji’nin Olimpiyatları” olarak nitelenebileceğini ifade eden Mercan, “Dünyadaki enerji meselelerinin jeo-stratejik ve teknik düzeyde, geleceğe yönelik trendler düzeyinde tartışıldığı bir platform olacak” diye konuştu. Yerli/yabancı çok sayıda sektör uzmanı, şirket yöneticileri ve siyasetçinin Kongre’de sunum yapacağı bilgisini veren Mercan, "Ayrıca 100’ün üzerinde Bakan, Devlet Başkanı ve CEO'nun katılımını bekliyoruz. Toplamda 10 bini aşkın katılım beklediğimiz, bir hafta süren bir etkinlik olacak. Dünya enerji sektörünün kalbi İstanbul'da atacak" dedi. 
Enerji sektörünün tüm alt segmentlerinde, dünya ve Türkiye ölçeğinde yaşanan gelişmeleri ve öne çıkan trendleri derli toplu ortaya koyan DEK-TMK Enerji Raporu içeriğine de değinen Murat Mercan, raporun bu yılki ana temasının “yerli kömür” olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Türkiye enerji kaynakları açısından zengin bir ülke değil. Petrol zengini bir ülke değil. O nedenle sahip olduğu yerli kömür kaynakları büyük önem taşıyor. Ülkenin enerji ihtiyacının karşılanmasında yerli kömürün katkısını artıracak çalışmalar yaptık, yapmaya da devam edeceğiz.” 
 
TÜKETTİĞİMİZDEN DAHA FAZLA 
ELEKTRİK ÜRETİYORUZ 
 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı büyük toplantı salonunda gerçekleşen etkinlikte konuşan Bakan Taner Yıldız, tanıtımı yapılan DEK-TMK - 2014 Enerji Raporu’nda yer verilen değerlendirme ve verilerin Türkiye’nin enerji alanındaki 2023 hedeflemelerine ışık tutacak nitelik taşıdığını söyledi. Raporun Türkiye’deki enerji kaynakları hakkında kritik bulgular ortaya koyduğunu dile getiren Yıldız, “Enerji Raporu 2014 ile Türkiye’deki enerji kaynakları bazında elektrik üretim ve tüketiminin genel haritası çizilmiştir. Özellikle çevre-enerji dengesine verdiğimiz önem ve enerji verimliliği konularındaki analizler Türkiye’nin bu konulardaki hassasiyetini çok doğru bir şekilde ortaya koymaktadır. Yerli ve yabancı özel sektör yatırımcılarına da baz teşkil edeceğine inandığımız rapor ile Türkiye’de yeni ufukları kucaklamayı hedefliyoruz” dedi. 
Türkiye’nin elektrik enerjisi üretiminde ulaştığı nokta itibarıyla tüketim miktarını aşarak “arz fazlası” yaşar hale geldiğini belirten Yıldız, bunun ülke için ciddi bir avantaj olduğunun altını çizdi ve şöyle konuştu:  “Türkiye’de elektrik üretimi şu anda tüketimden daha fazladır. Ve tüm zamanların en yüksek değeri olan 43 bin MW’ların daha üzerine çıkmıştır. Bu yıl neredeyse geçen yıla göre %8-9’luk bir artışın sağlandığı bazı günler gördük. Gerek sıcaklığın tesiriyle, gerekse Temmuz ve Ağustos rakamları itibarıyla baktığımızda en yüksek değerleri buluyoruz. Bu ortamda Türkiye yükselen elektrik tüketimini karşılamada artık sıkıntı çekmemektedir. Türkiye’de hem büyüme sağlandı, hem de değişim sağlandı. Türkiye’de bundan 7-8 yıl önce bu tür toplantılarda arz güvenliği problemleri konu başlıkları idi. Ama şimdi farklı bir konudan bahsediyoruz: Türkiye’de enerji arzı, tüketiminden daha fazla hale gelmiştir. Ve hem de değişim yaşanmıştır: Türkiye’de 13 yıl önce bütün üreticilerin üçte ikisi kamudaydı. Şu anda üçte ikisi özel sektörde… Bunu giderek dörtte üçe kadar inşallah tanımlayacağız. Neredeyse dörtte biri de kamu sektörü olarak kalacak.” 
 
ENERJİ SEKTÖRÜNÜN GÜNCEL FOTOĞRAFI 
 
Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi’nce hazırlanan 2014 Enerji Raporu’nda yer alan tespitler, satır başları halinde şu şekilde sıralanabilir. 
 
*Türkiye elektrik sisteminde kurulu güç gelişimi incelendiğinde, doğal gaz yakıtlı kurulu gücün diğer kaynaklara göre daha büyük miktarda ve oranda arttığı gözleniyor. Türkiye’de son yıllarda yapılmaya başlanan rüzgar santrallerinin kurulu gücünde de önemli artış görülmekte. 2014 yılında 3 bin 629 MW’lık toplam rüzgar santrali kurulu gücüyle 8 bin 367 GWh’lik elektrik üretimi gerçekleştirildi. 
 
*1984 yılında kurulu güç toplamında %85 olan kamu payı 2014 yılında artan özel sektör yatırımları ile yaklaşık %35’e geriledi. Üretimde ise 1984 yılında kamu payı %87 iken, bu pay 2014 yılında %29 seviyesine gerilemiştir. 2014 yılında kurulu güçte kamu payı %31,5, üretimde ise %28,1 oldu. 
 
*Rüzgar enerjisinde 2014 yılı itibarıyla dünyadaki toplam rüzgar enerjisi kurulu gücü 369 bin 553 MW’a ulaşmıştır. Türkiye bu alanda 2013 yıl sonu itibarıyla 2 bin 959 MW’lık kurulu güce ulaştı. 
 
*Türkiye’de en fazla rüzgar santralinin bulunduğu Ege Bölgesi, rüzgar enerjisi kurulu gücünün %40’ına (1.210 MW) sahip bulunuyor. Bu bölgeyi %35 ile (1.054 MW) Marmara bölgesi izlerken, Akdeniz bölgesi   oranındaki (435 MW)  kurulu güçle üçüncü sırada yer alıyor. 
 
*İnşa halindeki santrallerin bölgelere göre dağılımına bakıldığında; %42’lik oranla Marmara bölgesinin başı çektiği görülüyor. Marmara’yı %38’le Ege, ’le Akdeniz bölgesi takip ediyor. 
 
*Rüzgar enerjisindeki kurulu gücünü beş yılda sekiz kat artıran Türkiye, 2014 yılının sonunda 870 MW’lık ilave gücü sisteme katmış ve 90 adet rüzgar santraliyle 3 bin 630 MW kurulu güce ulaşmıştır. Raporda 2014 yılı sonu itibarıyla sektörel yatırımın yaklaşık 1,2 milyar Euro seviyelerinde olması öngörülüyor. 
 
*Türkiye’de toplam 404,9 MW kurulu güce sahip 15 adet jeotermal enerji santrali işletmededir. Kurulu santraller içerisinde jeotermal santrallerin üretime katkı oranı %0.6’dır. Rapora göre, jeotermal potansiyelin %79’luk kısmı Batı Anadolu bölgesinde bulunuyor. 
 
*2023 yılına kadar yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji arzı içindeki payının %30’a çıkarılması düşünülürken, 1000 MW’lık jeotermal enerji potansiyelinin hayata geçirilmesi de hedefleniyor. 
 
*Özel sektörün katkısı ile birlikte devlet imkanları dahilinde inşa edilmekte olan projelerle 2015 yılı sonuna kadar toplam hidroelektrik kurulu gücünün 30 bin MW düzeyine, 2023 yılına kadar ise 50 bin MW düzeyine çıkarılması hedefleniyor. 
 
*Güneş enerjisine dayalı kurulu güçte 2015 yılı sonunda 300 MW, 2017’de 1800 MW, 2019 yılında ise 3 bin MW seviyelerine ulaşılması hedefleniyor. 
 
*Türkiye’nin hayvansal atık potansiyeline karşılık gelen üretilebilecek biyogaz miktarının 1,5-2 milyon  ton eşdeğer petrol (MTEP) olduğu tahmin ediliyor. 2013 yılında işletmeye alınan toplam 6 bin 985 MW kurulu gücündeki üretim tesislerinin 78.4 MW’lık bölümü çöp gazı ve biyogaza ait.  
 
*2013 yılında Türkiye’nin elektrik üretiminin %2’si sıvı yakıtlardan ve %4’ü yenilenebilir kaynaklardan elde edildi. Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payına bakıldığında Türkiye dünya sıralamasında 13. sırada yer alıyor. Bu alanda en yüksek paya, hidrolik üretimi yüksek olan Norveç ulaşmış durumda. AB ortalaması ise %23.5 dolayında. 
 
*2013 yılında 246.4 milyar kWh olan Türkiye elektrik enerjisi tüketimi, %3.7 artışla 2014 yılı sonu itibarıyla 255.5 milyon kWh oldu. 2015 yılı Türkiye elektrik enerjisi talebinin belirlenmesi amacıyla 2014 yılı fiili gerçekleşmeleri, yakıt durumu, su gelirleri, barajların göl seviyeleri, doğal gaz durumu ve santrallerin bakım/revizyon durumları irdelenerek , %5.1 artış kabulüyle 2015 yılı Türkiye tüketiminin 268.8 milyar kWh olacağı öngörülüyor.
 
DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE PETROL… 
 
Birincil enerji kaynakları içerisinde petrol ve doğal gaza duyulan dünya çapındaki ihtiyacın artmaya devam edeceğine işaret eden DEK-TMK 2014 Enerji Raporu’nda bu başlık altında özetle şu değerlendirmelere yer veriliyor: 
* Dünya birincil enerji tüketiminde Çin ve ABD ilk iki sırayı almakta; bu iki ülkenin toplam birincil enerji tüketimi dünya tüketiminin yaklaşık %40’ına tekabül etmektedir. Türkiye ise bu listede 21. sırada yer almaktadır.  2013 yılı itibarıyla Türkiye’nin birincil enerji tüketimi 125 milyon TEP olarak gerçekleşmiştir. 2023 hedeflerine göre ise bu miktarın 218 milyon TEP’e çıkacağı beklenmektedir. Bu duruma paralel olarak  da birincil enerji kaynakları içerisinde petrol ve doğal gaza duyulan ihtiyaç da yaklaşık olarak aynı oranda artış gösterecektir. 2013 yılında birincil enerji tüketiminde ihtiyaç duyulan petrolün yaklaşık olarak %92’si doğal gazın ise yaklaşık %98’i ithal edilmiştir. Her geçen gün artan petrol ve doğal gaz ihtiyacının yurtiçi kaynaklardan karşılanması yönündeki faaliyetler kapsamında Türkiye’nin yeterince araştırılmamış basenlerinde ve özellikle Karadeniz ve Akdeniz’deki deniz alanlarında yapılan çalışmalar büyük ivme kazanmıştır. Son yıllarda deniz sondaj teknolojisindeki gelişmeler sayesinde arama ve üretim imkanlarının ortaya çıkması ile denizlerimizde hidrokarbon arama çalışmaları hızlanmıştır. Türkiye kara sınırları dahilinde Güneydoğu Anadolu, Trakya ve son zamanlarda Doğu Anadolu bölgesinde TPAO’nun yanı sıra pek çok şirket tarafından gerçekleştirilen arama ve üretim faaliyetlerinin yanı sıra, Karadeniz ve Akdeniz’de özellikle TPAO ve TPAO ortaklığındaki şirket grupları tarafından 2004 yılından itibaren devam etmekte olan sismik ve jeolojik çalışmalarla bu denizlerimizin hidrokarbon potansiyeli hakkında önemli bulgular elde edilmeye başlanmıştır. 
*Türkiye’de bugüne kadar 145 milyon ton, son on yılda ise 25 milyon ton ham petrol üretimi gerçekleştirilmiştir.  Bu da, yıllık ortalama 2.2 milyon ton, günlük ise ortalama 46 bin varil üretime eşdeğerdir. 2010 yılında en yüksek hem petrol üretimi gerçekleşirken, 2003 yılından itibaren Türkiye ham petrol üretimi yıllık 2 - 2,5 milyon ton arasında bir seyir izlemiş, çok büyük artış veya azalış olmamıştır. Ortalama günlük üretim 46 bin varil olup, üretimin tüketimi karşılama oranı %8’dir. 
 
YERLİ KÖMÜRDEN YILDA 60 MİLYAR KWh ELEKTRİK
 
Raporda ana temayı oluşturan “yerli kömür” konusuna da geniş yer ayrıldı. Türkiye’nin yeni keşiflerle büyüyen kömür rezervleri ve kömürün Türkiye’deki geleceği üzerine değerlendirmelere de yer veren raporda, yerli kömür kaynaklı elektrik enerjisi üretiminde yıllık 60 milyar KWh düzeyine ulaşma hedefinin altını çiziyor:  “Türkiye’de linyit ve taş kömürü dahil 2013 yılı itibarıyla 15 milyar ton kamu elinde ve kesin olmamakla birlikte 0.8 milyon ton da özel sektör uhdesinde olmak üzere 15.8 milyar ton kömür rezervi bulunmaktadır. 2014 yılı itibarıyla rezervlerde Linyit Arama Projesi kapsamında MTA tarafından yapılan aramalar sonucunda önemli artışlar kaydedilmiştir. Afyon-Dinar, Eskişehir-Alpu bölgelerinde yeni rezervler saptanmış, bu rezervlerle birlikte henüz herhangi bir kuruma devredilmemiş durumda MTA’nın elinde 5,3 milyar ton civarında linyit rezervi oluşmuştur. Türkiye’nin sahip olduğu yerli kömür kaynaklarının en etkin şekilde değerlendirilmesi temel hedeflerden biri olarak belirlenmiş ve yapılacak yatırımlarla plan dönemi sonuna kadar yerli kömür kaynaklı elektrik enerjisi üretiminde yıllık 60 milyar KWh’lik üretim düzeyine ulaşılması hedeflenmiştir. Bu amaca ulaşabilmek adına bu yatırımların hızlandırılması ve yeni kaynakların araştırılması da hedefler arasında yer almaktadır”
Kömürün 2014 yılı sonu itibarıyla elektrik üretiminde kullanılan kaynaklar arasında %29.2 gibi bir pay sahibi olduğunu kaydeden raporda konuyla ilgili şu bilgilere de yer veriliyor: “Türkiye’de üretilen linyitin %82’si termik santrallerde yakıt olarak tüketilmektedir. Üretilen taşkömürü ise %57 oranında elektrik üretiminde kullanılmakta, kullanım alanlarında ikinci sırada demir-çelik endüstrisi gelmektedir.  Artan miktarda devam eden ithal kömür tüketiminde en önemli tüketim yeri %36 ile termik elektrik üretimi ve ısınma ile oranında demir çelik endüstrisinden kaynaklanan talep yer almaktadır. Türkiye bu kömür ithalat değerleri ile dünyada kömür ithalatı yapan 8’inci büyük ülke konumundadır. 2014 yılı itibarıyla yerli taş kömürünün elektrik üretimindeki payı %0.5, yerli linyitin .2 ve ithal kömürün payı ise %7.9 seviyesindedir. Bu kömür ürünlerinin toplam payı %20.6 etmektedir. Türkiye’de ithal ve yerli kömür kaynaklarına dayanarak elektrik üretmek üzere EPDK’ya Haziran 2014 itibarıyla yapılan lisans başvurularının dağılımına göre, gelecek dönemde de ithal kömür ve linyitin elektrik üretimindeki payının taşkömürüne kıyasla oldukça yüksek olacağı görülmektedir.” 
 
 
 

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz