Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Barışçıl Nükleer Enerjinin Yaygınlaşması ve Kullanımının Sınırlandırılması

Yrd. Doç. Dr. Saeed Bagheri Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi, sbagheri@akdeniz.edu.tr

 





nukleer_karbonBarışçıl Nükleer enerji iklim değişikliğinin önlenmesi, enerji güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma için önem arz eden bir enerji kaynağıdır. Bu açıdan nükleer enerjinin yararları da göz önünde bulundurularak tüm NPT taraflarının söz konusu enerji kaynağını barışçıl amaçlarla kullanımının sağlanması gerejmektedir. Yukarıda da anlatıldığı üzere NPT’nin IV. maddesi barışçıl amaçlarla nükleer enerji geliştirmek ve gereken materyal, malzeme ve bilgi alışverişi için tüm tarafların sahip olduğu haklara vurgu yapılmıştır. Antlaşma’nın gürürlüğe girdiği tarihten bu yana ise devletlerin bu alanda yaptıkları işbirliği önemli bir husustur. Fakat bütün bunlara rağmen, nükleer güç olmayan devletlerin nükleer güçlerin sahip olduğu aynı enerji kaynağını elde etmesinin engellenmesi tartışma konusu olmuştur. Eski ABD başkanı Georg W. Bush Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) aracılığıyla barışçıl nükleer teknoloji ve enerji kaynaklarına erişimin kolaylaştırılması yerine seçici bazda nükleer enerji sahibi olmayan NPT (Non-Proliferation Treaty or Treaty on the Non-Proliferation of Nuclear Weapons / Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesine İlişkin Antlaşma) taraflarının zenginleştirme ve yeniden işleme teknolojilerine erişiminin kısıtlanması gerektiğini öne sürmüştür. Bush ilk başta devletleri uranyum zenginleştirmekten ve plütonyum yeniden işleme çalışmalarından vazgeçmeye teşvik etmiştir. Bunun karşılığında ise, onların güvenilir bir şekilde ve makul maliyetle barışçıl nükleer enerjiye erişimini sağlayacağını ifade etmiştir.[1] Bu durumda nükleer enerjiye sahip olmayan devletler NPT kapsamındaki yerli nükleer yakıt temin etme hakkından vazgeçeceklerdir. Bush ikinci derecede ise, Nükleer Tedarikçiler Grubu (Nuclear Suppliers Group)[2] üye ülkelerine zenginleştirme ve yeniden işleme teknolojilerini sadece daha önce uarnyumu tamamen zenginleştirmiş ve plütonyum işleme tesislerini edinmiş ülkelere ihraç etmelerini önermiştir.[3]

Her iki durumda da Bush gelişmekte olan ülkelere daha sıkı kısıtlamalar empoze ederken nükleer güce sahip olmayan bazı devletlere - ABD ile olumlu ilişkileri bulunan tüm sanayi ülkeler - istisna uygulayarak onların enerji programlarını geliştirmeleri konusunda istekliydi.  Bush’un önerisi daha önceden zenginleştirme ve yeniden işleme tesislerine sahip olan devletlerin bu imkanlarını kısıtlamakla nükleer güçler ve nükleer güce sahip olmayan devletler arasında yeni bir ayrım yaratarak NPT’nin temelini sarsabilirdi. Bu öneri aslında sadece önceden nükleer tesislere sahip olan devletler tarafından bu tesislerin diğer devletlere transferini kısıtlıyordu. Oysa nükleer güce sahip olmayan devletler NPT rejimine katılarak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetimi altında barışçıl nükleer enerji teknolojisinin transferini kolaylaştırmak için nükleer silah cephanesi kurmak niyetinde olmadıklarını açıklamışlardır. Aslında NPT nükleer silah edinen devletler ile nükleer silah edinmesi yasaklanan devletler arasındaki ayrımı ortaya koymuştur.

Gelişmekte olan dünyanın nükleer güce sahip olmayan ülkelerinin nükleer enerji elde etme hakarı onların enerji bağımsızlığı açısında son derece hayati ve önemlidir. Uluslararası enerji piyasası ışığında ve ekonomik kalkınma ve varlık için bu hak tartışılmayacak kadar önemli sayılır. NPT altında barışçıl nükleer programları yürütmek amacıyla uranyum zenginleştirme ve plütonyum işleme tesislerinin satın alınmasına izin verildiği için söz konusu teknolojilere erişimin kısıtlanması önerileri nükleer enerji sahibi olmayan devletlerin NPT çerçevesindeki haklarının yeniden müzakere edilmesini gerektirecektir. Bu hakların her türlü kısıtlanması doğrultusunda yapılan çabalar tartışılmalıdır. Oysa G8’in (Group of Eight / Dünya’nın Gayri Safi Milli Hasılası) [4] Haziran 2004 tarihli prensibinde Bush’un önerisini desteklemiş olması aslında Grup üyelerinin barışçıl nükleer programlarına sahip olduğundan kaynaklıdır. Grup üyelerinin sahip olduğu bu programlar nükleer ticaretlerini haklı kılmaktadır.[5] Başkan Bush’un önerisi gelişmiş nükleer enerji programlarına sahip olmayan devletler tarafından ciddiye alınırsa devletler hemen kendi nükleer enerji programlarını düzenlemek için mümkün olduğunca teknolojiyi elde etmek isteyecekleri gibi muhtemel bir çoğalma yarışına gireceklerdir.

Eski ABD başkanı Georg W. Bush’un konuşmasının ardından Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı genel direktörü Mohamed ElBaradei NPT rejiminin güçlendirilmesi için bazı öneriler sunmuştur. ElBaradei özellikle NPT’nin 1998 tarihli Ek Protokolü’ne bağlılığın evrenselleştirilmesini, NPT’nin X. maddesinde öngörülen “Antlaşma’dan çekilme hakkı”nın ortadan kaldırılmasını, nükleer yakıt döngüsünün hassas ve çift kullanımlı yönlerinin çok uluslu kontrolünü, Çekirdeği Bölünebilir Nükleer Maddelerin Üretimini Yasaklama Antlaşması (Fissile Material Cut-off Treaty (FMCK)) için müzakerelerin başlatılması, Nükleer Denemelerin Kapsamlı Yasaklanması Antlaşması’nın (Comprehensive Nuclear-Test-Ban Treaty / CTBT) yürürlüğe girmesi ve nükleer güçlerin silahsızlanma taahhütlerinin gözden geçirilmesini önermiştir. [6] ElBaradei’nin FMCK ve CTBT konusundaki önerilerinin gerçekleşmesi nükleer güçler arasında anlaşmazlığa neden olabilir. Ancak nükleer yakıt döngüsünün hassas ve çift kullanımlı yönlerinin çok uluslu kontrolüne ilişkin önerisi ve daha sonra tüm yeni zenginleştirme ve yeniden işleme tesislerinin yapılmasının beş yıl bir süre için durdurulması nükleer güce sahip olmayan devletler arasında fazla sorun yaratmayacağını söylemek yanlış olmayacaktır.  Fakat bir siyasi olasılık olarak ElBaradei’nin öneridiğ sürenin - beş yıl -  ayrımcı olmayacak bir şekilde nükleer güçler için uzatılabileceği sürece bu kısıtlamalar nükleer güce sahip olmayan devletlerin haklarına getirilen ek bir kısıtlama olarak kabul edilecektir.

ElBaradei Şubat 2005’te “nükleer yakıt döngüsünün hassas yönlerini”nin kontrolüne ilişkin çok taraflı yaklaşımların incelenmesi amacıyla bir uzmanlar grubu toplamıştır. Toplantı sonucunda yayınlanan raporda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na beş seçenek sunulmuştur. Raporda özellikle zenginleştirme ve yeniden işleme etkinliklerinin uluslararası kontrol altındaki tesislerle sınırlandırılması ve kullanılmış yakıtların bertarafının ve yönetiminin çok uluslu düzenlemelerle sıkı bir şekilde kontrol altına alınması önerilmiştir. [7]

ElBaradei’nin yakıt döngüsüne ilişkin tavsiyeleri 2010 NPT Gözden Geçirme Konferansı’nda ele alınmıştır. Konferans’ta nükleer yakıtın temin edilmesinin güvence altına alınması için mekanizmalar oluşturulması, NPT çerçevesindeki hakların ihlal edilememesi ve ulusal yakıt döngüsü politikalarının saklı kalması kaydıyla, teknik, yasal ve ekonomik problemlerle mücadele edilirken, nükleer yakıt döngüsü ile çok taraflı yaklaşımların geliştirilmesine vurgu yapılmıştır.[8]

Yukarıda değinilenleri göz önünde bulundurarak, bugün gelişmiş denetimler gibi potansiyel öneriler aracılığıyla dayanıklı bir yakıt döngüsünün gelişimi, bölgesel çok uluslu yakıt merkezlerinin farklı teknolojileri ve diğer olası formülleri gelecekteki yayılmaların önlenmesi açısından önem taşıdığını söylemek gerekir. Ancak bu stratejiler NPT’nin VI. maddesinin hükmüne göre nükleer güce sahip olmayan devletlerin nükleer enerji elde etme hakkına sahip olduğu ve bunun Antlaşma hükümlerinden kaçmak anlamına gelmediği gerçeği ile uymlu olmalıdır. NPT rejimine uyum sağlanması, özellikle nükleer alanında işbirliği yapılması gerektiğinin dikkate alınmaması ve nükleer güce sahip olmayan devletlerin nükleer teknolojiye erişiminin kısıtlanması NPT rejimini haksız bir şekilde zayıflatacaktır.

Askeri uygulamalar için yatırılan büyük yatırımlarla beraber devletlerin gelişmiş teknolojiler ve barışçıl nükleer enerjinin güvenli bir şekilde geliştirilmesi yönündeki istekleri de artmıştır. Bu da nükleer enerjinin barışçıl kullanımı ve emniyetinin sağlanması ve risklerinin azaltılmasına yardımcı olacak geniş çaplı hukuki çerçevenin oluşturulmasını gerekli kılmıştır. Bu konunun “nükleer enerjinin barışçıl kullanımına uygulanabılır hukuk: nükleer hukuk kuralları” başlığı altında incenmesi faydalı olacaktır.

 

 


[1] George W.  Bush, “Remarks on Weapons of Mass Destruction Proliferation”, National Defense University, 11 February 2004, http://www.cfr.org/weapons-of-mass-destruction/remarks-weapons-mass-destruction-proliferation/p6762 (Erişim tarihi: 07 Aralık 2015).

[2] 1974 yılında kurulan Nükleer Tedarikçiler Grubu (NTG), Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı bünyesinde, nükleer teknolojide kullanılan maddelerin ve çift kullanımlı maddelerin ihracatını belirli denetim ilkelerine bağlamak amacıyla faaliyet göstermektedir. Türkiye’nin 2000 yılında üye olduğu NTG’nin 49 üyesi bulunmaktadır. Bkz. http://www.nti.org/treaties-and-regimes/nuclear-suppliers-group-nsg/ (Erişim tarihi: 07 Aralık 2015).

[3] Nükleer Tedarikçiler Grubu’nun benimsediği ihracat kontrolleri ile ilgili olarak ayrıntalar için bkz. “The Nuclear Suppliers Group (NSG) at a Glance”, Arms Control Assosiation, October 2002, https://www.armscontrol.org/factsheets/NSG (Erişim tarihi: 06 Aralık 2015).

[4] Türkçe’ye yukarıdaki gibi çevirebileceğimiz G8 dünyanın en yüksek sekiz ülkelesinden oluşan bir gruptur. Bu ülkeler ABD, Japonya, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Kanada ve Rusya’dır. Bu ülkelere Rusya en son dahil olmuştur. 1975 yılından bu yana her yıl düzenli olarak ekonomik zirveler düzenlemektedirler. G8 uluslararası hükümetler fonu olup Dünya ekonomisinin yaklaşık olarak yüzde 65′ini temsil ederler. Her yıl bir ülke lideri grubun liderliğini üstlenir. Bu lider aynı zamanda o seneki G8 toplantısının gündemini üstlenir. G8 toplantıları başkanın ülkesinde yapılır. Ayrıntılı bilgi için bkz.  Zachary Laub, “The Group of Eight (G8) Industrialized Nations”, The Council on Foreign Relations, 3 March 2004, http://www.cfr.org/international-organizations-and-alliances/group-eight-g8-industrialized-nations/p10647 (Erişim tarihi: 07 Aralık 2015).

[5] “G-8 Action Plan on Nonproliferation”, Sea Island Summit, 4 June 2004, http://www.mofa.go.jp/policy/economy/summit/2004/action-2.pdf (Erişim tarihi: 07 Kasım 2015).

[6] Mohamed Elbaradei, “Saving Ourselves from Self-Destruction”, New York Times, 12 February 2004, http://www.nytimes.com/2004/02/12/opinion/saving-ourselves-from-self-destruction.html (Erişim tarihi: 07 Aralık 2015).

[7] Ayrıntılı bilgi için bkz. IAEA, “Multilateral Approaches to the Nuclear Fuel Cycle: Expert Group Report submitted to the Director General of the International Atomic Energy Agency”, INFCIRC/640, 22 February 2005, pp. 41-96, https://www.iaea.org/Publications/Documents/Infcircs/2005/infcirc640.pdf (Erişim tarihi: 07 Aralık 2015).

[8] Final Document of 2010 Review Conference of the Parties to the Treaty on the Non-Proliferation of Nuclear Weapons, NPT/CONF.2010/50, Vol. I, Part. I, 2010, New York, 2010, p. 9, http://www.auswaertigesamt.de/cae/servlet/contentblob/558132/publicationFile/132071/NVVAbschlussdokument.pdf (Erişim tarihi: 08 Aralık 2015).

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz