Enerji Dergisi Facebook Enerji Dergisi Twitter Enerji Dergisi RSS
Toptan satış piyasalarında rekabetçi bir yapı sağlanmalı

Rekabet Kurumu’nun hazırladığı Elektrik Toptan Satış ve Perakende Satış Sektör Araştırması raporunda dağıtım özelleştirmelerinin ve serbestleşmenin daha anlamlı bir hale gelmesinin ön koşulunun, üretim özelleştirmelerinde yol kat edilerek toptan satış piyasalarında rekabetçi bir yapının sağlanması gerektiği vurgulanıyor.




epdk_raporRekabet Kurumu tarafından  yayımlanan “Elektrik Toptan Satış ve Perakende Satış Sektör Araştırması Raporu”nda Türkiye elektrik piyasalarının oldukça uzun ve meşakkatli olan serbestleşme sürecine ilişkin sağlıklı politika önerilerinin yapılabilmesi, öncelikle geçmiş uygulamaların ve bu uygulamalardan miras kalan problemlerin doğru analiz edilmesiyle mümkün olacağı belirtiliyor. 2001 yılında yürürlüğe giren 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile hız kazanan serbestleşme serüveninde yaşanan tecrübelerde, üretim ve toptan satış piyasaları bakımından, Yİ-YİD projeleri ile üretim özelleştirmeleri; perakende satış seviyesi bakımından ise, tüketicilerin tedarikçi seçme serbestisi konusunda yaşanan gelişmeler ile birlikte dağıtım özelleştirmeleri ön plana çıktığı belirtilen raporda ayrıca şunlara değiniliyor: 
 
“Üretim ve toptan satış piyasalarında Yİ-YİD projeleri kapsamındaki alım garantili sözleşmelerin piyasanın bir bölümünü rekabete kapalı hale getirdiği ve rekabetin tesisine yönelik olarak belirlenecek yol haritalarında, bu sözleşmelerin büyük bölümünün sona ereceği tarih olan 2018-2019 döneminin önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilmesi gerektiği görülmektedir. Üretim özelleştirmeleri bakımından özellikle son dönemde bir ivme yakalanmış olmakla birlikte, Türkiye elektrik piyasalarının serbestleşme sürecinin ön plana çıkan özelliği; dağıtım özelleştirmelerine öncelik verilmesi ve serbest tüketici limitinin aşağı çekilmesi sonucunda, rekabetin tesisine yönelik olarak perakende satış seviyesinde atılan adımların, üretim ve toptan satış seviyelerindeki adımlardan daha hızlı olmasıdır. Serbestleşmeden beklenen rekabet ortamının henüz kurulamadığı toptan satış-perakende satış piyasalarında, tüketicilerin sağlayıcılarını seçme hakkına sahip olmasının tek başına bu ortamı sağlayamayacağı açıktır. Perakende satış seviyesinde rekabetçi yapının tesisinin başlıca amacının üretim ve toptan satış seviyelerindeki rekabetin getirilerinin nihai tüketiciye yansıtılması olduğu dikkate alındığında; dağıtım özelleştirmelerinin ve serbestleşmenin daha anlamlı bir hale gelmesinin ön koşulunun, üretim özelleştirmelerinde yol kat edilerek toptan satış piyasalarında rekabetçi bir yapının sağlanması olduğu görülmektedir.”
 
ÖZELLEŞTİRMELERLE DEVLETİN PİYASA OYUNCUSU OLARAK ROLÜ AZALMAYA BAŞLADI
Raporda, perakende satış seviyesi tek başına ele alındığında serbestleşme sürecinde dikkati çeken hususun ise, dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesine ilişkin özelleştirme süreci ile serbest tüketici limitinin düşürülmesiyle desteklenen serbestleşme sürecinin eşzamanlı olarak yürütülmesinin, uygulamada eşgüdüm sorununa yol açması ve bu durumun ortaya çıkardığı yapısal tartışmaların, daha ileri adımların atılmasını zorlaştırması olduğu belirtiliyor. Bu tecrübelerden hareketle, serbestleşme sürecinin devamında, gerek özelleştirme ve serbestleşme süreçleri arasında, gerekse toptan satış ve perakende satış piyasalarının gelişim süreçleri arasında uyum ve eşgüdüm gözetilmesinin büyük önem taşıdığı ifade ediliyor. Özelleştirmeler ile birlikte devletin piyasa oyuncusu olarak rolünün azalmaya başladığı; bununla birlikte, düzenleyici ve denetleyici rolünün ön plana çıktığı da belirtiliyor.
 
‘PİYASA İZLEME BİRİMİ’ KİLİT BİR ÖNEME SAHİP OLACAK
Toptan satış piyasaları bakımından, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile birlikte organize toptan elektrik piyasalarının mevzuattaki yerini alması ve buna ilaveten şeffaf ve güvenilir bir ticaret platformu olarak EPİAŞ’ın kurulması süreci, yeni bir evreye girildiğinin habercisi olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiği raporda, toptan satış seviyesine ilişkin değerlendirmelerde öncelikle, iyi işleyen bir toptan satış piyasasının tesisi için çok sayıda alıcının ve satıcının bulunmasının ötesinde, piyasa katılımcılarının fiyatları ve diğer ekonomik parametreleri belirleyecek ya da etkileyecek pazar gücüne sahip olmamasının önemine vurgu yapılıyor. Pazar gücü probleminin merkeze alındığı değerlendirmelerde, geçmişte kamu teşebbüslerinin hâkimiyetinde olan piyasa yapısında söz konusu olmayan pazar gücü problemlerinin, özelleştirmelerin ardından rekabetin yeterince tesis edilemediği alanlarda ortaya çıkabileceğine dikkat çekiliyor. Bu noktada, potansiyel pazar gücü problemlerinin henüz ortaya çıkmadan ya da büyümeden tespit edilmesi ve pazar gücünü azaltıcı mekanizmaları hayata geçirmek konusundaki etkinliğin artırılması amacına yönelik olarak bağımsız ve tarafsız bir yapıda kurgulanacak piyasa izleme biriminin kilit bir öneme sahip olacağı belirtiliyor.
 
ETKİN BİR ŞEFFALIK REJİMİ KURGULANMALI
Raporda üretim ve toptan satış aşamalarına ilişkin olarak şu değerlendirmeler yapılıyor:
- Bilgilerin merkezi bir platformdan ve toplu halde yayımlanacağı etkin bir şeffaflık rejiminin kurgulanması,
- Talep tarafı katılımı kapsamında tüketicilerin piyasa koşullarına cevap vermesinin sağlanmasına ilişkin olarak “talep toplayıcılar” ve benzeri yeni piyasa katılımcılarının önünün açılması ve yeni piyasa yapılanmalarının ortaya çıkmasının kolaylaştırılması,
- Dikey bütünleşme eğilimi ve dikey ilişkiler konusunda, etkinlik ve risk yönetimi bakımından sağlanacak faydalar ile piyasa kapama sonucu doğurabilecek risklerin hassas bir şekilde ele alınması gerekiyor.
 
PİYASA MEKANİZMASI İÇİN MEVCUT İLETİM ALTYAPISI YETERLİ DEĞİL
Raporun iletim kısıtlarına ilişkin bölümünde, hız kazanan üretim özelleştirmeleri ile birlikte kısıt talimatları kapsamında oluşan maliyetleri yansıtan Sıfır Bakiye Düzeltme Kalemi’ndeki yükselişe vurgu yapılıyor. Raporda, 2012 yılının Temmuz ve Aralık dönemiyle 2013 yılının aynı dönemi arasında yapılan kıyaslamada;
- Türkiye toplam üretiminin %2,63 oranında arttığı, üretim içinde serbest üreticilerin ve otoprodüktörlerin payının ise %37’den %43’e yükseldiği,
- 1 kodlu YAL talimatlarında %46,7 oranında bir atış gerçekleştiği,
- Sıfır Bakiye Düzeltme Tutarı kaleminde ise 4,2’lik bir artış gerçekleştiği
tespiti yapılarak; bu göstergelerin, özelleştirmelerle birlikte ağrılığını hissettirecek olan piyasa mekanizması için mevcut iletim altyapısının yeterli olmadığına işaret ettiği bilgisi veriliyor.
 
REKABETİN TESİSİ KONUSUNDA ATILAN ADIMLAR EŞGÜDÜM İÇİNDE OLMALI
Raporda, “Rekabetçi bir perakende satış piyasasının, toptan satış piyasasında oluşan rekabetin tüketiciye yansıtılabilmesi için tamamlayıcı ve gerekli olduğu; bununla birlikte, perakende satış seviyesinde piyasaya kısa süreli giriş-çıkışlar ile oluşacak ‘aşırı rekabetçi’ yapının, piyasanın kısa döneme odaklanması ve etkin bir ikili anlaşmalar piyasasının oluşumunun engellenmesi riskini ortaya çıkardığı görülüyor. Bu durum, toptan satış ve perakende satış seviyelerinin etkileşimini ortaya koyuyor ve bu iki alanda rekabetin tesisi konusunda atılan adımların eşgüdüm içinde olmasını gerekli kılıyor” deniliyor.
Bunun dışında serbestleşme sürecinde, serbest tüketici limiti her yıl düşürülmekle birlikte, yerleşik şirketlerden kaynaklı geçiş maliyetleri nedeniyle tüketicilerin fiilen sağlayıcı değiştirmelerinin önünde engeller bulunduğunun belirtildiği raporda, işlem maliyetleri, araştırma maliyetleri, sözleşmeden doğan maliyetler ve psikolojik maliyetler şeklinde özetlenebilecek geçiş maliyetlerinin, ayrıntılı düzenlemeler ve etkin denetimle ortadan kaldırılması gerektiği ifade ediliyor. Yerleşik şirketlerin hukuki ayrıştırmaya tabi tutulması süreci konusunda, dağıtım ve görevli tedarik şirketlerinin ayrı tüzel kişilikler altında yapılandırılmasıyla birlikte ilk adımlar atılmış olmakla beraber, mevcut yapı, ideal bir hukuki ayrıştırmadan uzak olduğu ifade edilirken, 2016 yılına kadar öngörülen geçiş süreci ve farklı dağıtım bölgelerinin özelleştirme takvimlerindeki farklılıkların da bir sonucu olarak, hukuki ayrıştırmanın kapsamı ve düzeyi konusunda dağıtım şirketlerinin farklı aşamalarda olduğu görüldüğü dile getiriliyor. Bu anlamda, mevcut mevzuatın, organizasyon, yönetim, insan kaynakları, finansal getirilmesi ve farklı bölgelerin ayrıştırma uygulamaları arasında eşgüdüm sağlanması gerekli olduğu söyleniyor. Ayrıca uyum programları ve yıllık raporlamaların, ayrıştırmanın düzeyini ölçme ve etkinliğini arttırma konusunda kullanılabilecek araçlar arasında olduğu belirtiliyor.
NİHAİ TÜKETİCİ TARİFELERİ KALDIRILMALI
Perakende satış seviyesinde rekabetin tesisi bakımından önem kazanan bir diğer konunun da, tüketici farkındalığının sağlanması ve tüketicinin güçlendirilmesi olduğu vurgulanırken ayrıca şunlara değiniliyor, “Bu bağlamda, sektörel düzenlemeler kapsamında, tüketicilerin serbest tüketici hakları, alternatif sağlayıcılar ve fiyatlar konusunda bilgilendirilmesi, dağıtım şirketinin bağımsız olduğu algısının güçlendirilmesi, tüketim verilerine tedarik şirketlerinin erişiminin sağlanmasına ve rekabet kültürünün artırılmasına yönelik çalışmalar yapılması gereklidir. Yine, tüketicilerin sağlayıcı değiştirmesinin kolaylaştırılması bakımından, perakende satış sözleşmelerin süresinin sağlayıcı değiştirmeyi zorlaştırmaması, ihtilafların halli ve tedarikçi değişim süreçlerinin hızlandırılması, faturalarda yer verilecek bilgilerin ayrıntılı bir şekilde düzenleme ve denetlemeye tabi tutularak tüketici bilincini artırmanın bir aracı olarak kullanılması, tüketici geçişlerinin cezalandırılmaması ve yerleşik şirketlerce yaratılan güçlüklerin engellenmesi ihtiyacı söz konusudur. Bu hususlarda yapılacak sektörel düzenlemeler ve etkin denetimle birlikte perakende satış piyasasında rekabetin sağlanması konusunda önemli bir mesafe alınacaktır.” 
Perakende satış seviyesinde rekabetin tesisi sürecinin kilit unsurlarından birinin de nihai tüketicilere yapılan satışlarda uygulanan fiyat tarifeleri olduğu söylenirken, nihai tüketici tarifeleri, gerek toptan satış piyasasında oluşan maliyetlerin tüketicilere ne şekilde yansıtıldığı gerekse tüketicilerin serbest piyasaya geçişlerini nasıl etkilediği yönleriyle serbestleşme sürecinin belirleyici bir unsuru olduğu ifade ediliyor. “Serbestleşme sürecinde, rekabetçi anlamda henüz yeterince olgunlaşmamış piyasa şartlarında tüketicilerin zarar görmemesi amacıyla fiyat düzenlemelerine ihtiyaç duyulmakla birlikte, bu düzenlemelerin rekabetçi piyasa oluşumuna zarar vermesi de söz konusu olabilmektedir” denilen raporda, bu çerçevede, serbestleşme sürecinin nihai hedefinin rekabetçi piyasa yapısında fiyatın da piyasa mekanizmasının çalışması ile belirlenmesi olduğu noktasından hareketle; üretim ve toptan satış piyasalarında rekabetçi yapının ve likiditenin oluşumuna bağlı olarak, müşteri grupları özelinde farklılaşan takvimler ve yol haritaları dâhilinde nihai tüketici tarifelerinin kaldırılması gerektiği görüşü ön plana çıkıyor. Ayrıca bu süreçte devam eden fiyat tarifelerinin; sıklıkla güncellenmesi, mevsimsel farklılıkları yansıtması, açık, şeffaf, kolay anlaşılır ve karşılaştırılabilir nitelikte olması gibi hususlar, piyasa oyuncularının ve tüketicilerin, düzenlenen tarifeler sonrası süreçteki rekabetçi piyasa yapısına hazırlanması açısından önem taşıdığı vurgulanıyor. Bu geçiş sürecinde uygulanacak nihai tüketici tarifelerinde, elektriğin farklı zaman dilimleri bakımından homojen bir ürün olmadığının tüketiciler tarafından kavranması ve ayrıca, toptan satış piyasasındaki dalgalanmaların belli ölçüde yansıtılması yoluyla orta ve uzun vadede talep tarafı katılımının sağlanmasına yönelik hedeflerin dikkate alınması yerinde olacağı dile getirilirken, ilk çözülmesi gereken hususun ise, nihai tüketici tarifesi ve son kaynak tedariki kavramlarına ilişkin olarak mevzuatta yer alan kavram kargaşasının ve paydaşlar arasındaki algı farklılıklarının giderilmesi olduğu belirtiliyor.
Öte yandan, elektrik piyasasının rekabet seviyesindeki artışla birlikte rekabet hukukunun uygulama alanının da gittikçe genişleyeceği vurgulanan raporda, bu noktada, iki kurum arasında sürekli bir işbirliği ve koordinasyon mekanizmasının bulunması, her iki mevzuat kapsamında ihlal olabilecek nitelikteki davranışlara yapılacak müdahalenin etkinliği ve böylece piyasadaki rekabetin korunması bakımından büyük önem taşıdığı ifade ediliyor.
 
ETKİN BİR PİYASA İZLEME BİRİMİ İÇİN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Raporda, etkin bir piyasa izleme birimi için dikkat edilmesi gereken hususlar şu şekilde sıralanıyor:
- Regülasyon riskinin en aza indirebilmesi için bağımsızlığının ve tarafsızlığının sağlanması,
- Uzmanlığa ve gerekli yasal yetkilere sahip olması,
- Düzenleyici kurumlara sunacağı raporların öneminden dolayı, ilgili düzenleyici kurumların desteğine sahip olması,
- Toplanan verilerin düzenli aralıklarla kamuoyu ile paylaşılması…
 
 

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz